20 Ekim 2018 Cumartesi 23:29
 
  • 5,644 TL

  • 6,498 TL

  • 222,20 TL

  • 96.455

Öncekiler Sonrakiler

ÇEKER, 'KAMU ÇALIŞANININ SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ'

Çeker, 'Kamu çalışanının sorunları çözülmeli'
08 Ağustos 2018 Çarşamba 12:40

.

Yaklaşık 2 Milyon 600 Bin Kamu  çalışanın gündemini meşgul eden sorunlar hakkında, Türkiye Kamu Sen Kocaeli İl Temsilcisi, Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı, Ömer Çeker, Kamu Sen Üye Türk Büro Sen Kocaeli Şube Başkanı Rıfat Oypan, Türk Yerel Hizmet Sen Kocaeli İl Temsilcisi  Özcan Karabulut İle birlikte dört ana başlık altında gündemi değerlendirdi.
 

1-MEMUR MAAŞI ENFLASYONA TUŞ OLDU. 
Temmuz ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte memur maaşlarının enflasyon karşısındaki durumu da ortaya çıktı.

Buna göre temmuz ayında tüketici fiyatları ortalama %0,55 yükseldi. Enflasyon yılın ilk 7 ayında toplam %9,77 artarken yıllık %15,85 olarak hesaplandı. 
 
Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi’nin TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarına dayanarak yaptığı araştırmaya göre memur maaşları son bir yıl içinde aylık net %1,02 eridi.
 
Araştırmada memur maaşlarının, Temmuz 2017-Temmuz 2018 arasında enflasyon farkı da dahil olmak üzere toplam %14,83 arttığı buna karşın aynı dönemde enflasyonun %15,85 olduğu görüldü. Buna göre temmuz ayları itibarı ile memur maaşlarının aylık %1,02 oranında enflasyonun gerisinde kaldığı ortaya çıktı.
 
Geçtiğimiz ay, yılın ikinci yarısı için geçerli olan %3,5 oranındaki maaş zamlarını alan memurların bu ay ellerinde %2,71’lik bir oran kaldığı hesaplandı.

Memur maaşlarına 2019 yılı ocak ayına kadar bir daha zam yapılmayacağı düşünüldüğünde, maaşlardaki erime her ay artarak devam edecektir.

2- ENFLASYON TAHMİNİ REVİZE EDİLİYORSA MEMUR MAAŞLARI DA REVİZE EDİLMELİDİR
Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası’nın 2018 yılı enflasyon tahminini %8,4’ten %13,4’e yükseltmiştir.

Memur maaşlarına yapılacak zamlar belirlenirken o yıla ilişkin enflasyon beklentileri dikkate alınıyor. Yıl içindeki gelişmelere bağlı olarak daha sonra kurumlar bu tahminlerini yükseltiyorlar ama memur maaşlarına ilk tahmin üzerinden yapılan zamlar aynı kalıyor.

Bunun adaletle ve ekonominin temel ilkeleriyle bağdaşır bir yanı yok. Türkiye Kamu Sen Olarak memur maaş zamlarının belirlenmesinde enflasyonun temel alınmasına bir son verilmesini, ülkemizin ekonomik ve sosyal gerçekleri üzerinden bir hesaplama yapılması gerektiğini sürekli her platformda ifade ediyoruz.

Toplu sözleşme görüşmelerinde yetkili konfederasyonun bu konudaki duyarsız tavrı, memur maaşlarına enflasyon hedefi çerçevesinde artış yapılmasına neden oluyor. Bu yüzden de son yıllarda çalışanlar arasında maaşları eriyen tek kesim hep memurlardır.. 
 
Buna karşın kurumlar enflasyon tahminlerini yükseltip bütün kamu hesaplarını yeni beklentiye göre revize ederken memur maaşlarına yapılması planlanan zamlar hep sabit kalıyor. Madem ki, tahminler ve tahminlere göre belirlenen bütçeler güncelleniyor ise memur maaşına yapılacak artış oranları da güncellenmelidir.
 
Merkez Bankası, enflasyon ve para politikası konusunda ülkemizde resmi otoritedir. Eğer Merkez Bankası yetkilileri 2018 için öngördükleri enflasyon oranını bir kalemde 5 puan yükseltiyorsa ortada ciddi bir durum var demektir. Memur maaşları da revize edilen beklenti oranında, yani 5 puan daha yükseltilmelidir.  
   
3-HÜKÜMET MEMURU UNUTMASIN.
Türkiye Cumhuriyetinin 66. Hükümetinin 100 günlük eylem planı  hakkın da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz gün açıklanmıştır.

Hükümetin öncelik vereceği çok sayıda plan ve projenin arasında kamu görevlilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarının bulunmaması memurlar arasında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin Özellikle seçim öncesi beyannamesinde yer alan ve polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerinin ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceği hususu 100 günlük eylem planında yer almamıştır.
 
Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır, kamu görevlilerinin emeklilik sorunlarının başında ek gösterge uygulamasının eksikliğinden kaynaklı sorunların geldiğini ifade etmekteyiz.

Dolayısıyla her ne kadar 100 günlük eylem planında  Ek Göstergelerin yükseltilmesine yer verilmemiş olsa da ek gösterge rakamlarının yükseltilmesi için  bir an önce detaylı bir çalışma yapılarak hiyerarşik düzene göre yeniden belirlenmesi  gerekmektedir.

Ek gösterge alamayan personelin de bu uygulamadan faydalanmasının sağlanması, bütün memurların emekli maaşları için son derece önemli bir maaş unsuru olan ek gösterge rakamlarının bütün memurlar için 800 puan artırılması  ve  Adalet ve kalkınma Partisi (AKP) ’nin seçim beyannamesinde yalnızca belli unvanlar için öngörülen ek gösterge artışının genele yayılması gerekmektedir.

Konfederasyonumuz  tüm kamu görevlileri ek gösterge sorununun ifade ettiğimiz biçimde ele alınarak 100 günlük eylem planına dahil edilmesini ve bir an önce çözüme kavuşturulmasını beklemektedir.

4-MÜLAKATLA BİRLİKTE, ADALET, LİYAKAT VE EHLİYET İLKELERİ BÜYÜK YARA ALIYOR
Mülakat, istismara açık, objektiflikten uzak, kişisel değerlendirmelere dayalı bir yöntemdir. Yaygınlaşan mülakat sistemi, ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve sosyal durum dikkate alındığında büyük sorunlar yaratacak bir  uygulamadır. Devlet yönetiminde sübjektif ve kişisel kararlarla personel istihdamına imkan sağlayan bu yaklaşımın kabul edilmesi halinde kamu hizmetleri, adalet, liyakat ve ehliyet ilkeleri büyük yara alacaktır.

Yargı kararlarında da defalarca dile getirildiği üzere mülakat, istismara açık, objektiflikten uzak, kişisel değerlendirmelere dayalı bir yöntemdir. Küçük işletmelerde, yalnızca daha fazla kâr elde etme amacı taşıyan ve devletlerle kıyaslandığında son derece sınırlı personel istihdamının sağlandığı firmalarda, çalışanları işletmenin bir parçası haline getirerek işgücünden maksimum verim almak için ortaya konulan insan kaynakları yönetiminin bir unsuru olarak yaygınlaşan mülakat, ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve sosyal durum dikkate alındığında büyük sorunlar yaratacak bir  uygulamadır. 

Kamu hizmeti ve kamu yararı kavramlarını göz ardı eden bu yaklaşımın kabul edilmesi halinde kamu hizmetleri, adalet, liyakat ve ehliyet ilkeleri büyük yara alacaktır.  Kaldı ki, her yıl 50-60 bin dolayında yeni istihdam sağlanan kamu hizmetlerinde mülakat yönteminin sağlıklı bir şekilde uygulanabilirliği de mümkün değildir.
 
15 Temmuz süreci ile ortaya çıkan birlik, beraberlik ve dayanışma arzusunun tamamen sübjektif nitelik taşıyan sözlü sınavlarla kırılması, kamuoyunun beklentileriyle örtüşmemektedir. Kamuoyu, bugüne kadar kopya, adam kayırma, iltimas geçme gibi nedenlerle kamuda zedelenmiş olan liyakat ilkesinin hem ilk atamalarda hem de görevde yükselme ve unvan değişikliklerinde hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde, tamamen objektif kriterler çerçevesinde gerçekleşmesini beklemektedir. Oysa sözlü sınav doğası gereği daima içinde kişisel değerlendirmeleri barındırmaktadır.
 
Bu beklentiye rağmen son dönemde kamu kurum ve kuruluşlarının yeni memur alımlarında ya KPSS’den yeterli puan alma şartı istemediği ya da KPSS puanını düşük tutarak sözlü sınavla personel aldığı görülmektedir. Gerçekleştirilen yönetmelik değişiklikleriyle kurumlarda hem ilk atamalarda hem de görevde yükselme işlemlerinde mülakat sınavı uygulamasının önü açılmaktadır. Sözlü sınavın ne derece objektif uygulanacağı tereddütler oluşturduğu gibi kamu personeli seçme sınavının da önemini ortadan kaldırmaktadır.
 
Bu bakımdan kamuya alınacak personel seçiminde KPSS temel kriter olarak kullanılmalıdır. Kamuda mülakata dayalı atama ve görevde yükselme uygulamasından bir an önce vazgeçilmeli, atamalarda objektif ölçüm kıstaslarına dayanan KPSS ile, görevde yükselmelerde yazılı sınav ve tecrübe dikkate alınmalıdır.
 
Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik’te liyakat ilkesini zedeleyen maddeler iptal edilmeli, bu çerçevede özellikle görevde yükselme sınavlarından muaf tutulacak görevleri genişleten, görevde yükselme sınavına katılabilmek için belirli bir süre çalışmış olma şartını kaldıran, bütün kademelerde unvan değişikliklerine sözlü sınav şartı getiren hükümler kaldırılmalıdır.
 

Kamu kadrolarına yapılan atamalarda mülakat uygulamasının güvenlik gerekçesiyle yapıldığı ifade edilmektedir. Devletin güvenliğinin adaylarla yapılacak sınırlı süreli bir görüşme ile sağlanması mümkün değildir. Dolayısıyla kamuya yazılı sınava dayalı bir atama ve terfi sistemi getirilmeli, kamu personeli için güvenlik soruşturması yapılarak bu sorun çözülmelidir.



  


Bu haber 500 defa okundu

DİĞER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ

ANKET