14 Ağustos 2018 Salı 22:17
 
  • 6,369 TL

  • 7,232 TL

  • 243,63 TL

  • 93.419

Öncekiler Sonrakiler

SARIMOLA İLE SANATA YOLCULUK

Sarımola ile sanata yolculuk
07 Haziran 2018 Perşembe 16:13

.

Röportaj. Burcu Nazlı


Bu ay ki sayımıza, ekranların sevilen yakışıklı, bir o kadar da yetenekli dizi oyuncusu Burak Sarımola’yı konuk ettik. Aynı zamanda İstanbul’da açtığı Momentum Oyunculuk Atölyesi’yle kamera önü oyunculuğu eğitimi, temel oyunculuk eğitimi, menajerlik hizmetleri ve yoga stüdyosunda oyunculuk koçluğu yapan Sarımola ile yetiştirdiği genç oyuncular hakkında da konuştuk.


Temo karakteri ile Fox TV’nin sevilen "Savaşçı" dizisinin kadrosunda yer alarak diziye farklı bir soluk getiren yetenekli oyuncu Burak Sarımola ile iş ve özel hayata dair hoş sohbet  ederken, konuşmalarında oyuncu olmak isteyen gençlere de önemli uyarılarda bulunmayı ihmal etmedi.

Sarımola, oyunculuk eğitimini verdiği ve ‘I am You’ filmiyle kısa sürede yıldızı parlayan Emre Çetinkaya’yı, oyuncu olmak isteyen genç arkadaşlarına en iyi model oyuncu olarak gösterdi. İş hayatındaki başarısıyla ve disiplinli çalışmalarıyla Sarımola’nın gözde öğrencilerinden biri olan Emre Çetinkaya ise, I am You filmindeki başrolünü kendisine layık gören Sarımola’nın verdiği eğitim ile bunu başardığını söyledi.

Quetin Tarantino filmlerinin yapımcısı Lawrence Bender’in mültecilerin dramını anlatan yeni filmi ‘I Am You’nun İstanbul’daki çekimlerinde başrol oyuncusu olarak görev aldı. Görüntü yönetmenliğini Gökhan Tiryaki’nin üstlendiği filmin ana karakteri Usman’a ise Emre Çetinkaya hayat verdi.

İşte farklı iki başarılı oyuncuyla birlikte çıktığımız sohbet yolculuğumuz… 

“Birçok dizide ve filmde rol aldım”
İstanbul’da dünyaya geldim. Lise eğitiminden sonra Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda sahneye çıkmaya başladım. Daha sonra ise BKM Mutfak oyuncuları arasında yer alırken, kamera karşısına ilk kez ‘Allahım Sen Bilirsin’ isimli filmde oynadım. 2002’de ‘Gülbeyaz’ isimli dizide canlandırdığı ‘Hami’ karakteri ile rol aldım. Ardından ‘Çaylar Şirketten’, ‘Bekarlık Sultanlık mı?’, ‘Mıymıntılar Kralı’, ‘Feride’, ‘Çılgın Bediş’, ‘Böyle mi Olacaktı’, ‘Gülüm Hüznün Yüzü’, ‘Affet Bizi Hocam’, ‘Aynalı Tahir’, ‘Küçük Besleme’, ‘Dadı’, ‘Tatlı Hayat’, ‘Beşik Kertmesi’, ‘Gülbeyaz’, ‘Sırlar Dünyası’, ‘Ağa Kızı’, ‘Büyük Buluşma’, ‘Hayalet’, ‘Emret Komutanım’, ‘Ne Gezer Aşk Dağlarda’, ‘Nefes Nefese’, ‘Arka Sokaklar’, ‘Cemile’, ‘Kınalı Kuzular’, ‘Selena’, ‘Hepsi1’, ‘Son Ders’, ‘Babam Adam Olacak’, ‘Kollama’, ‘Nefes’, ‘Öldür Beni’, ‘Bir Katilin Anatomisi’, ‘Papatyam’, ‘Herşeye Rağmen’, ‘Muhteşem Yüzyıl’, ‘Sen de Gitme’, ‘Ammar Cin Tarikatı’, ‘Küçük Kıyamet’, ‘Azazil’, ‘Karamanın Koyunu’, ‘Karışık Kaset’, ‘Terkedilmiş’, ‘Deccal 2’, ‘Organik Aşk Hikayeleri’, ‘Babası’, ‘Yağmur Kıyamet Çiçeği’ ve ‘Suç Unsuru’ gibi bir çok dizi ve sinema filmde rol aldım. Günümüzde ise ‘Savaşçı’ dizisinde Temo karekteriyle oyunculuk kariyerime devam ettim. Evliyim ve bir çocuğum var.

“Son 5 yıldır oyuncu koçluğu yapıyorum”
Oyunculuk hayatına 1988 yılında başladım. Dizi, sinema, reklam olarak yaklaşık 250’yi aşkın projem var. Son 5 yıldır oyuncu koçluğu yapıyorum. Kendime ait oyunculuk atölyem var. Birçok oyuncu ismin oyuncu koçluğunu yapıyorum. Burada hem bireysel olarak kamera önü oyunculuk eğitimi veriyorum, hem de atölye çalışmaları yapıyorum. Dolu dolu yıllarımla başarılarımla 39 yaşıma girdim. Hayatı oyunculuk olan psikopat deli dolu biriyim. Beşiktaşlıyım.

“Ölüm tehditleri aldım”
‘Savaşçı’ dizisindeki Temo karakteriyle hayatımda çok şey değişti. Ben 4 yıl dizi oyunculuğuna ara vermiştim. Çünkü oyunculuk hevesim kaçmıştı. Çok uzun yıllardır bu işi yaptığım için ve oynadığım karakterlerden sıkıldığım için o 4 yılımı oyuncu koçluğuyla doldurdum. Sürekli iş yapmaktan aslında içim boş kalmış, ben böylece içimi doldurdum. Daha çok bilgiyle, tecrübeyle, insanlarla çalışa çalışa onlardan öğrendiğim şeylerle içimi güzelliklerle doldurdum. Ve bu 4 yıllık bir sürenin ardından patlamaya hazırdım. Ve bu patlama için Temo karakteri gibi farklı bir rol istiyordum.  Ve bu karakter ile aradığımı buldum. Ama bir-iki bölüm sonrasında ‘Seni yolda görürsek kafana sıkacağız, öldüreceğiz’ diyerek ölüm tehditleri aldım. Öyle bir yerden oynadım ki ben bu karakteri –ki zaten öyle planlıyordum, kötüyü sevdirmekti amacım ve sevildim, sevilmeye başladım. İki bölüm sonrasında ise bu karakter kahramana dönüştü. Ve baya ciddi bir iş oldu. Kolay değil bu ülkede bunun böyle olması. Zaten Temo’nun bitişi de bu yüzden oldu. Fazla sevildi. Bir teröristin, bir psikopatın, bir dinsiz-imansızın fazla sevilmesi normal değildi. Aslında çok daha fazla uzun sürecekti, bölüm sonuna kadar devam edecekti Temo, ancak dediğim gibi aşırı sevgiden dolayı bölüm bitti. Ben hala şuan onun sevgi selini yaşıyorum. Ve bu benim için büyük bir başarı.

‘Eylül’e kadar bekleyeceğim’
Bu diziden sonra Eylül ayına kadar bekleme kararı aldım ve çok iyi ücret alamazsam, çok iyi bir karakter rolü gelmezse önüme herhangi bir diziye girmeyeceğim. O güne kadar ne tür projeler gelir gelmez bilmiyorum. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.

‘Kötü karaktere doymadım’
Bana şuan o kötü Temo karakteri yetmedi bana. Sezon sonuna kadar daha soluklu dizilerde rol almak istiyorum. Ayrılmak değildi kararım. Öyle olması gerekti. Dediğim gibi ben hala kötüye doymadım. Bir kötü rol daha istiyorum. Şimdilerde ise bir sinema filmi var önümde. Mayıs ayı içinde çekimlerine başladığımız Araf -2 sinema filmiyle başrolünü üstleniyorum. Bu sinema filminin başrolünde kahraman rolündeyim. Ama yeni sezonda belki bu kadar terörist rolünde değil, kötü değil, ne bileyim sert, asi sokak çocuğu, serseri gibi bir rol daha alıp, oynamak istiyorum. Hemen iyiye dönmek istemiyorum. Yıllarca hep film ve sinemalarda iyi rollerle seyircilerin karşısına çıktım çünkü. Kötü rolü oynamak her zaman etkili oluyor. Bunu gördük. İyi çocuk olmanın önüne geçtim. Normalde bu dizide ben başrol oyuncusu değildim. Yan karakter olarak girdim diziye... Sonradan kötü karakter olmak o kadar etkili oldu ki… İyi oynarsan, doğru yerden oynarsan bu birçok kişiyi ezebiliyor.  Kötü karakter o yüzden daha etkili, daha dişi çünkü. Bana göre aşk meşk karakterleri sıradan geliyor. Evet, oynanması gerekiyorsa oynanır, ben de oynarım. Ama şuan değil, şuan benim şuan kendimi aşmam gerektiği bir dönem, patlama yaptığım bir dönem. Benim biraz daha dişi ve baskın karakterleri tercih etmem gerekiyor. Hangi karakter olmak istersiniz diye sorarsınız ben kötü karakter olmayı tercih ederim.

“Toplum, dizilerle ahlak sağlamamalı”
Ben diziyle ahlak sağlanacağını düşünmüyorum açıkçası. İnsanlar sevdikleri dizi oyuncularının hayatlarına özenmesi, kendini onlara göre model alması bana çok anlamsız geliyor. Şu da bir gerçek ki dizilerde yer alan o çarpık ilişkiler, yazılan senaryoların hemen hemen hepsi gerçek olaylardan alıntıdır. Senaristler gerçek yaşanmış var olan olayları yansıtmasınlar mı? Dizilerde topluma aykırı olarak gördüğümüz sahneleri neden yadırgıyoruz ya da neden rahatsız oluyoruz ki ben onu anlamıyorum. Toplum olarak gerçeklerden kaçmak mı istiyoruz? İnsanlar bunları izlediği zaman aslında kendi yaşadığı gerçekleri görüyor. Bu daha çok onların ilgisini çekiyor. O yüzden diziler bu kadar çok tutuluyor. Eğer birşeylerin düzelmesi gerekiyorsa insanlar kendi özel hayatlarına çeki-düzen vermeli, sapkınlıklardan uzak durmalı. Aksine daha çok yansıtılmayan, yansıtılması gereken çok konular var.  Şunu da belirteyim evet bazı diziler kalitesiz çünkü bu standartlarda dizi çekmek çok zor. 6 günde 100 sayfa - 120 sayfalık dizi çekmeye çalışıyoruz. Yine de bu şartlara rağmen kaliteli.  Çünkü dizileri çekmek bir mucize, insanlar 10 bölüm çekiyor sezonda ve tabi ki de çok kaliteli çok yaratıcı olur. Bu da zorlu bir iştir aslında.

“Senaryo yazma yeteneğim yok”
Ben bu mesleğin içerişinde neleri yapabiliyorum neleri yapamıyorum diye her şeyi denedim ve bu konuda da senaryo yazmaya çalıştım ama bu konuda hiç yeteneğim yok. Baya kötüyüm bu konuda.

“Normal kişiliğimden önce oyunculuk kişiliğim oturdu”
Ben kendimi bildim bileli bu mesleğin içerisindeyim. 8 yaşımdan beri oyunculuk yapıyorum. Tüm yaşamım oyunculuk oldu. Benim normal kişiliğim oturmadan önce oyunculuk kişiliğim oturdu. O yüzden oyunculuk bana bunları kattı diyebileceğim bir şey söyleyemem. Bana bir şey katmadı çünkü ben içerisindeydim.

“Eğitim her sektörde gerekli”
Ülke olarak ne kadar geri kalsak da bu konuda yavaş yavaş toparlanma başladık. Artık bu sektörlerde eğitimsiz kişiler çok yer alamıyor. Görüşmelerde asla ‘Eğitimin var mı?’ diye sorulmazdı, ‘Ayağa kalk bakalım, boyuna posuna bakalım’ denirdi, şimdi ise eğitimini, yeteneğini, deneyimini sormaya başladılar. Genç oyuncu adaylarımıza söyleyeceğim tek şey bu sektöre girmek istiyorlarsa öncelikle eğitim alınmalıdır. Uzun vadeli düşünüyorlarsa konservatuar eğitimi alınabilir. Kamera önü ise atölyeler tercih edilmelidir. Çünkü bir konservatuarda temel oyunculuğu alırısınız. ‘Ama ben kamera önü oyunculuğu istiyorum’ diyorlarsa atölyeler tercih edilmelidir. Atölyelerde hem temel eğitim var, hem yoga var, hem kamera önü oyunculuğu var. Bu eğitimleri almadan hiç kimsenin kendini piyasaya atmamasını tavsiye ediyorum. Bu işler çok riskli. Hatta çok uzun süre de işsiz kalabilirler.

“Bana önce insan lazım”
Birincisi benim atölyeme gelecek kişi veya kişilerin önce insan olması önemli. Yetenekleri hiç umurumda değil onlar sonradan olan şeylerdir, önemli olan insanlıklarıdır. Kapımdan girecek insan doğru ve düzgün olmalı, içeriye girmeyi hak etmeli… İnsan olmayanın kapımda işi yok.
İkincisi ise çalışkan olacak. Çok çalışması gerekecek. Örneğin bunlardan biri yanımda oturuyor mesela Emre Çetinkaya… Emre ile 2 yıldır birlikte çalışıyoruz. Geldiğinde iyi miydi elbette hayır. Çok yanlış bilgiler edinmişti, eksikleri vardı ama iki yıl boyunca bu açıklarını kapatmak için ne dediysem notlarını aldı, gece-gündüz didindi, çalıştı, izledi, okudu ve kendini geliştirdi. Ben burada herkese yaptığım gibi Emre’nin de yol göstericisi oldum. Kendi çalıştı ve uluslararası bir filmin başrol oyuncusu olarak oynadı.  Benim atölyeme gelecek olan kişilerden istediğim şey de tam olarak bu. Birkaç yıl sonra ne olacağını bilemeyiz ama buraya gelirken kişinin çalışkan olması ve hırslı olması gerekiyor. Yetenek olacak ama bunu kişinin kendini geliştirmesi ile olacak. Tembellik affedilir bir şey değil.

“Hak edene referans da olurum, yardımcı da olurum”
Disiplin her zaman dikkat ettiğim konulardan biridir. Ve çok önemlidir. Çevremde şöyle bir algı da gelişti. “Burak’a giden şöhret oluyor”, “ünlü oluyor”, “Oyuncu oluyor”, “Burak sihirli değnek” gibi… Hayır, Burak’a gelenleri Burak oyuncu yapacak diye bir şey yok. Çünkü başta da söylediğim gibi hak edene referans da olurum, yardımcı da olurum. İnsan olan çalışkan olan ve iş kuralları çerçevesinde disiplinli olan herkese kapım açıktır. Burak ile çalışmak bir işe yaramaz, Burak ile doğru çalışırsan bir işe yarar.

“Futbolu çok seviyorum”
Boş zamanlarımı bilgisayar oyunları oynayarak değerlendiriyorum. Yaptığımda kötü bir şey yok, yoğun iş temposundan dolayı bu benim kendimi rahatlatmamı sağlıyor. Yine boş zamanlarımda maça gidiyorum. Futbolu çok seviyorum. 4 yaşında oğlumla vakit geçirmekten mutlu oluyorum. Çünkü çok sıradan bir yaşamım var. Sosyal zamanım yok denecek kadar az. 7/24 çalışan birisi olarak boş zamanlarım olmasa da bunları yapmaktan mutlu oluyorum. İnsanlar dışarıdan çok marjinal bir hayat yaşadığımızı düşünüyorlar ama öyle şaşalı bir hayat yaşamıyoruz maalesef.

“Son sözüm Beşiktaş”
Son sözüm Beşiktaş. Bana bu soruyu sorduklarında ciddi anlamda verdiğim tek cevap var o da Beşiktaş. Bu benim için bir aşk.

Emre Çetinkaya:
“Burak Hocamla iki yıl boyunca her hafta bir senaryo alıp oynuyoruz. Kendisi çekiyor daha sonra izleyip değerlendirmelerde bulunuyoruz. Ve eksik bulduğumuz yerler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Burak hocamdan ders almadan önce akademiye giderek 20 kişilik sınıflarda temel eğitim kursları aldım. Fakat bu süre zarfında sınıfta her zaman hocana bir şey soramıyorsun, uygulamalı derslerde sıra sana bazen gelemeyebiliyor. Aldığım bu eğitimin bana yeterli olmayacağını düşündüm. Ve bana birebir ders verecek hocamı aramaya başlarken, kuzenimin aracılığıyla Burak Sarımola Hocam ile tanıştım. Oyunculuk şans işi derler ya buraya kadar evet şans işi oldu. Bu noktadan sonra işte kişi kendi çabasıyla başarıyı yakalayabiliyor.”

Quetin Tarantino filmlerinin yapımcısı Lawrence Bender’in mültecilerin dramını anlatan yeni filmi ‘I Am You’nun İstanbul’daki çekimlerinde başrol oyuncusu olarak görev aldı. Görüntü yönetmenliğini Gökhan Tiryaki’nin üstlendiği filmin ana karakteri Usman’a ise Emre Çetinkaya hayat verdi.


Bu haber 370 defa okundu

DİĞER HABERLER

Vali Aksoy'dan eğitime destek

Vali Aksoy'dan eğitime destek

Eğitime yüzde 100 Destek Kampanyası çerçevesinde Yılport Konteyner Terminali ve Liman İşletmeleri A.Ş. tarafından 54 derslik, 1 adet kapalı spor salonu, 200 öğrencilik yurt ile donatım ve tefrişat işlerinin yapılacağı Gebze Teknik Üniversitesi Mehmet Yıldırım Yılport Eğitim Kampüsü’nün protokol imza töreni, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy’un katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Anlamak için, bu müzeyi mutlaka gezin!

Anlamak için, bu müzeyi mutlaka gezin!

İzmit Belediyesi tarafından hayata geçirilen 17 Ağustos deprem anma ve farkındalık müzesi, hem depremin acı yüzünü ortaya koyarken hem de depremler için farkındalık yaratıyor

Dolarını bozdurana vinç bedava!

Dolarını bozdurana vinç bedava!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla küçük esnaftan inşaat firmalarına kadar bir çok kurum dolar bozdurup getiren vatandaşlara bedava hizmetler vermeyi vaat ediyor.

Doğan Mahallesinden SEDAŞ’a Teşekkür

 Doğan Mahallesinden SEDAŞ’a Teşekkür

Kuruçeşme'de yanmayan lambalar SEDAŞ Ekiplerince hızla onarıldı.

Arama kurtarma ekibi sertifikalarını aldı

Arama kurtarma ekibi sertifikalarını aldı

O Kahraman Benim sloganıyla başlatılan proje kapsamında eğitimlerini tamamlayan, 50 kişilik İzmit Belediyesi Gönüllü Arama Kurtarma Ekibi (İZBAK)sertifikalarını aldı.

Kocaeli'de kaç kişi ad-soyad değişikliği yapmış?

Kocaeli'de kaç kişi ad-soyad değişikliği yapmış?

7039 Sayılı Kanunun Geçici 8’inci Maddesi gereğince Kocaeli’de 1487 kişi ad ve soyad değişikliği yaptı.

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ