18 Aralık 2017 Pazartesi 04:25
 
  • 3,861 TL

  • 4,536 TL

  • 156,27 TL

  • 109.330

Öncekiler Sonrakiler

KEŞANLI ALİ 'ENGİN BENLİ'

Keşanlı Ali 'Engin Benli'
29 Kasım 2017 Çarşamba 13:00

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın değerli sanatçılarından Engin Benli, Kocaeli Sokak Dergisi'nin Kasım sayısı için sorularımızı yanıtladı. Kendisi ile ilgili samimi açıklamalarda bulundu. Bir çok kişi onu “Kanıt” dizisinden tanıdı, hatta gerçekten başkomiser sandı, sanmaya da devam ediyor. İşte bilinmeyen yönleriyle karşınızda, Engin Benli

Pek çok insan sizi tanısa da siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

 

Açıkçası benim için önemli olan herkesin beni tanımasından ziyade, insanlarla ortak bir bağ kurmak, karşılıklı olarak tanışmak ve iletişim kurmak. İnsanlar tabii ki beni ekran- lardan, tiyatro oyunlarından tanıyor, beni gördüklerinde yanıma geliyorlar. Bu çok güzel bir şey, ancak dediğim gibi, çok tanınmaktan ziyade karşılıklı olarak insanları tanıyarak, onlarla iletişim kurmayı seviyorum. Kendime gelince de, 47 ya- şındayım, ancak hala 47 hissetmiyorum. Hala genç bir ekiple bir aradayım ve bu hayata ayak uyduruyorum. Kendimi, 8 yaşındaki oğlum Rüzgar'ın babası, enerjik ve hayat dolu bir insan olarak tanımlayabilirim.


Uzun zamandır İzmit'te olduğunuzu biliyoruz. Peki aslen nerelisiniz?



Aslen İzmirliyim, ancak uzun zamandır İzmit'teyim. Bana göre İzmit çok güzel bir şehir. İstanbul'a iş gereği gittiğim her seferinde boğulduğumu hissediyorum. Bu yüzden İzmit'in değerini biliyorum. İzmir'de doğdum ancak ben de bir İzmitli oldum diyebilirim. 1997'den beri bu şehirdeyim ve İzmit'e aşığım.

İzmit'te boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yahya Kaptan'da oturuyorum, bu nedenle bu civarda hayatımın geçtiğini söyleyebilirim. Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde haliyle çokça zaman geçiriyorum. Bunun dışında Karamürsel'i seviyorum, bisikletle gidiyorum bazen. Basket oynuyorum, sporu çok seviyorum ve işten arta kalan zamanda bu şekilde zaman geçiriyorum.



İnsanların sizi hala polis sandığı doğru mu?

Evet. Pek çok insan beni “Kanıt” dizisindeki rolüm gereği hala gerçek bir polis, başkomiser sanıyor. Mesela bir gün bir çevirmeye girdiğimde polis memurunun beni başkomiser sanıp esas duruşa geçmişti. İnsanlar sokakta görünce bile bazen “başkomiserim” diye sesleniyor. Aslında hoşuma gitmiyor da değil, demek ki rolümü çok iyi oynamışım ve insanlara bunu aktarabilmişim diyorum.



Peki ilk sahne deneyiminiz? Bu işle tanışmanızdan bahseder misiniz?
İlk sahne deneyimim orta okul birinci sınıfta olmuştu. Hiç unutmam, “Keçileri Kaçıranlar” adlı oyunu oynamıştık ve çok beğenilmişti. Cahit Atay'ın “Pusuda” oyununda rol alarak bu işe gönül verdiğimi anladım. Endüstri Meslek Lisesi'nde okudum, bir iş sahibi olmam gerektiğini düşünüyordum ve ne yazık ki tiyatroyu bir iş olarak görmemiştim. Üniversiteyi de kazanamayınca pek çok işte çalıştım. Tezgahtarlık yaptım, peynir sattım. Aslında kendimi peynir satarken geliştirdim desem yalan olmaz. Orada kendimi aştım. İnsanları ikna etmek için her yolu denerken almayacakları peynirleri bile ikna ederek satıyordum

Devlet Tiyatrosuyla tanışmanız peki?
İzmir Devlet Tiyatrosu'yla tanışmam annem sayesinde oldu. Tiyatroya yetenekli gençleri alacaklarını öğrenen annem, benim haberim olmadan girişimlere başlamış bile. O zamanlar. Cengiz Bozkurt bana ön ayak oldu. Tiyatro benim kafamda ise bana hem çok yakın hem de çok uzaktı. Bir anda kendimi, “Düğün ya da Davul” oyunundaki “çeşme”yi oynarken buldum. Bildiğiniz çeşme rolündeydim. Bana gerçekten çok sahip çıkmışlardı. Ve tiyatronun bir okulu olduğunu düşünmeyen ben, konservatuarı kazanmak için inanılmaz bir hırs yaparak kazandım.
Kaderin cilvesi bu ya, yıllar sonra “Düğün ya da Davul” oyununda başrol oynadım. Çeşmeden çıktığım o yolda buraya gelmek bana inanılmaz bir gurur verdi. Daha sonra Bursa ve Ankara Devlet Tiyatroları'nda görev aldım. İzmit'le tanışmam ise 1997 yılında oldu.

20 yıldır İzmit'tesiniz, İzmit hakkında ne söylersiniz?
Evet 20 yıldır İzmit'teyim. 1997 senesinde Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nin de faaliyete geçmesiyle burada inanılmaz bir ekip oluştu. Çok yetenekli insanların bir araya geldiği çok kaliteli bir grup kurulmuştu. Şehir Tiyatrolarında o günden beri 20 yıldır görev alıyorum. İzmit'i çok seviyorum ve burada yaşamaktan keyif alıyorum. Çevremdeki insanlarla tanışık olmak, güvenlikçisinden, pazarcısına insanlarla iletişim içerisinde olmaktan keyif alıyorum. İzmit'in insanını seviyorum.

Peki tiyatro dışındaki projelere nasıl zaman ayırıyorsunuz?

Aslında tiyatroda oyun günlerimiz Perşembe, Cuma ve Cumartesi. Bu nedenle haftanın geri kalan günlerinde diğer projelerle uğraşmaya zaman buluyorum. Pazar'dan Çarşamba'ya olmak koşuluyla dizilerle anlaşıyoruz. Bu şekilde ilk “Kanıt” dizisiyle başladım ve arkasından “Her Sevda Bir Veda”, “Poyraz Karayel”, “Göç Zamanı”, “Muhteşem Yüzyıl” ve “Adı Efsane” gibi projelerle devam ettim.


Günümüzde oyunculuk eğitimi almadan keşfedilen pek çok dizi oyuncusu var. Dizilerde ve filmlerde rol alıyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası ben ekran karşısına geçmeyi göze alan herkese saygı duyuyorum. Ancak oyunculuğun er meydanının sahne olduğunu düşünüyorum. Keşfedilen insanlarda kalite varsa, eğitimle desteklendikleri sürece hiçbir sorun olduğunu da düşünmüyorum. Eğitim ve kalite bir araya geldiğinde gerçek bir oyuncu olunabilir ve bunun da ülkemizde pek çok örneği var.

Son oyununuz “Keşanlı Ali” hakkında neler söylersiniz?
Keşanlı Ali, Şehir Tiyatroları'nın 20. yılında seyirciyle buluşan özel bir oyun. Açıkçası farklı bir rejiye sahip. Herkesin beklediği o klasik Keşanlı Ali olmadığının da farkındayız. Oyun, farklı bir yorumla izleyici karşısına çıktı. Oyuncu olarak ilk başta biz de bu farklılığı kabul etmekte zorlandık. Ancak ev tipi epik tiyatro tarzında bir proje oldu. Zamanla da bir makinenin işleyen parçaları misali birbirimizi tamamlamaya başladık ve ortaya bu farklı yorumu çıkardık. Oyunun temelinde, kabadayılar gelir gider hayat devam eder fikri hakim. Tamamen genç bir kadroyla çalışıyorum, en yaşlılardan biri benim. Oyun hakkında son olarak şunu söyleyebilirim, “Keşanlı Ali” insanlara bir şeyler anlatan bir oyun. İnsanları düşünmeye sevk ediyor, onlara gözlerini açmayı öğütlüyor. Bu nedenle değerli bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

Biz sizi tanımaktan oldukça keyif aldık. Son olarak neler söylersiniz?

Ben de sizi tanımaktan, Kocaeli'de Sokak Dergisi gibi bir değer yarattığınızdan ötürü memnun oldum. Bana zaman ayırdığınız ve dinlediğiniz içinde teşekkür ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.



Bu haber 3235 defa okundu

Yuva

Cihan
01 Aralık 2017 Cuma 17:58

Ekranlarda pek gozukmuyor su siralar kendini ozlettiriyor kirkindan sonra une kavusdu ama simarmadi cok mutavazi gulerken yuzunden masumiyetlik duygusallik akiyor cok yakisikliya bu adam

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla

Terazi

Sedef
01 Aralık 2017 Cuma 01:18

Nekadar karizmatik hos birisi saclarini uzatsa dahi karizmatik oluyor enginbey lutfen basit senaryolara imzaatmayin kalitenizi dusurmeyin

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla

Keşan'lı Ali Destanı

Erhan Soygeniş
30 Kasım 2017 Perşembe 22:18

Dostum, hocam, harika insan.

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla

Kanit

Batuhan kaya
30 Kasım 2017 Perşembe 19:13

Uzun sac daha guzel yakisiyodu annemin onerisi

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla

Kanit

Batuhan kara
30 Kasım 2017 Perşembe 16:13

Kanitin hicbirsey yerini dolduramaz birde devlet sanatcisi oldumu onu ogrenecektim

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

DİĞER HABERLER

Öyle bir geçer zaman ki...

Öyle bir geçer zaman ki...

Rüyalarım işim oldu

Bizim şehrimiz Bizim Markamız

Bizim şehrimiz Bizim Markamız

Samuray Sport

Sektörü hem geliştirdik hem de insan yetiştirdik

Sektörü hem geliştirdik hem de insan yetiştirdik

Ayfer Yılmaz’ın gözünden İzmit ve iş yaşamı...

Ustamız haftalığımız gül dalına bağlardı

Ustamız haftalığımız gül dalına bağlardı

Göstere göstere para vermek yoktu bizim zamanlarımızda

Zirvenin Gözünden Kocaeli

Zirvenin Gözünden Kocaeli

Kocaeli Türkiye'nin göz bebeğidir

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ

ANKET