gaziantep escortgaziantep escortgaziantep escort
20 Ağustos 2017 Pazar 10:55
 
  • 3,519 TL

  • 4,138 TL

  • 145,43 TL

  • 107.202

Öncekiler Sonrakiler

USTAMIZ HAFTALIĞIMIZ GÜL DALINA BAĞLARDI

Ustamız haftalığımız gül dalına bağlardı
25 Mayıs 2017 Perşembe 11:36

Göstere göstere para vermek yoktu bizim zamanlarımızda

Kocaeli Sokak Dergisi'nin Sokak Röportajları kapsamındaki özel dosyasına bu ay Yalçın Hazer konuk oldu. Sokağın gözünden Kocaeli'yi anlatmaya çalışırken bu kez yine dopdolu bir hikaye çıktı karşımıza.

Röportaj: Yağızhan Yavuz

Yalçın Hazer de sokaktan biri. 43 yıldır sokaklarda olan Hazer, İzmit'i A'dan Z'ye biliyor aslında. Bu kez sokağı, onun gözünden görelim dedik ve sözü 43 yıldır ayakkabıcılıkla ilgilenen Hazer'e bıraktık.



Yaklaşık 43 sene oldu ben sokaklara ineli. 7 yaşında başladım mesleğe. Dededen beri İzmitliyim, İzmit’in her yeri benim evim. 7 yaşında başladığım ayakkabıcılıkta büyük ustalara çıraklık ettim. Halkevi’nde başladığım bu yolculukta hayatım sokaklarda geçti de diyebilirim. Şimdi 50 yaşımdayım, çarşıda büyüdüm. Eski İzmit bambaşkaydı diyebilirim. Eskiden İzmit’te herkes birbirini tanırdı, şehir içindeki o ortam çok sıcaktı. Selam alıp vermeden geçen olmazdı. Ama şimdi ise bambaşka. Tabii İzmit 1988’den beri çok göç aldı, sanayileşti. İnsanlar yabancılaştı, bu da çok normal.



43 Yıldır ayakkabıcılıkla uğraşıyorum. Eskiden müşterinin ayağına göre ayakkabı yapardık. Şimdi ise hazıra alıştı herkes. Önceden metal çivi bile yoktu, elimizle ölçüp biçip ayakkabı yapardık. Şimdi ne yazık ki sadece tadilat ve bakım üzerine çalışıyoruz. Çünkü ayakkabı yaptırmak, artık hazır almaktan daha pahalı hale geldi. Eskiden, ustamız haftalıklarımızı gül dalına bağlar, çiçekle birlikte verirdi. Göstere göstere para vermek yoktu bizim zamanlarımızda. Tabii şimdi bu da yok oldu gitti. Yalnızca bu da değil, ayakkabıcılık günümüzün kaybolan mesleği. Ancak toplumun buna ihtiyacı var. Ne yazık ki bu işin bir okulu da yok, tasarımlar hep yurt dışından geliyor biz de çırak bulamıyoruz. Yeni nesil bu tarz işlere değer vermiyor. İzmit’te sırf bu yüzden lostra ve boya yapan sadece iki usta kaldı diyebilirim. Gerisi ise işin ustalığından ziyade yalnızca kolay yoldan para kazanmak üzerine döndü.




Sanat Okulları işlevini  yitirmese aslında bu alanda pek çok kişi yetişebilirim. Ama dediğim gibi bizim işimize değer verilmiyor. Ayakkabıda marka yapamıyoruz, ürettiğimiz deriyi satıyoruz, onu markalaştıran yurtdışı piyasasından geri alıp boşuna paralar ödüyoruz. Çin işi ürünler özellikle piyasayı mahvetti.
Üretim olmayınca da hazıra alıştık. Ben yaklaşık 10 senedir Yahya Kaptan'dayım. İşim gerçekten parayla falan da değil. Ben verdiğim emeğin karşılığını almak istiyorum ve bu işi severek yapıyorum. Eve giderken 3 ekmek aldıysam bana yetiyor. Üç kızım bir oğlum hatta bir de torunum var ama kendi oğlum bile bu işi yapmam dedi. Meslek neden yok oluyor anlamışsınızdır sanırım...  

Bizim toplumumuzda bir algı var; erkek çocuk sahibi olmak her zaman daha önemli gösterilir. Ama ben kızlarım olduğu için çok memnunum. Kızlarımı özellikle okuttum, çünkü onlar kimseye muhtaç olmadan kendi başlarının çaresine bakabilmeli. Şükür onlar da yüzümüzü kara çıkartmadı. Şimdi kendi işleri güçleri var. Benim onlara tek mirasım, şerefli bir soyisim bırakmaktır. Başka da bir beklentim yok. İyi ki kız çocuklarım oldu diyorum, çünkü onlar kesinlikle daha vefalı.

Ayakkabıcılığın zor yanı,insanlar yaptığımız işi çoğunlukla küçükgörüyor. Böyle işleri yapaninsanlara karşı hala ön yargı var.İşimizi değersiz görüyorlar vebu da beni oldukça üzüyor. Neyazık ki bizim toplumumuzda yaptığın işe göre değerlisin yada değersizsin. Ancakyabancılarda durum böyle değil.Yabancı müşterilerim de var.Onlar ne olursa olsun bana saygıduyuyorlar ve her zamanteşekkür ediyorlar. Sırf sohbete gelen insanlar bile var. Herkesi bir kefeye de koymamak lazım.Ama dediğim gibi pek çok insanbizleri hor görüyor.


Günde yaklaşık 12-13 saat dükkandayım, paramı kazanıyorum. Açıkçası ustaysan bu işten güzel para da kazanıyorsun, çünkü artık kimse bu işi layıkıyla yapmıyor. Ben de geçimimi sağlıyorum ve bunu zevkle yapıyorum. İlginç bir hikaye anlatayım, yıllar önce ayakkabısının tokasını değiştirmek için bir kadın gelmişti dükkana. Sıra olmasına rağmen işinin çok açil olduğunu söyleyip ayakkabısını bıraktı bize. 15 dakika sonra geleceğim deyip gitti. Gidiş o gidiş, kadından bir daha haber gelmedi. Ancak biz, kalan bu ayakkabıları saklamaya devam ediyoruz. 2 sene sonra, beni karakoldan çağırdılar, meğer bu bahsettiğim kadın beni ayakkabısını çaldım diye şikayet etmiş. Tabii ayakkabıyı sakladığım için hemen teslim ettim ancak gerçek daha sonra ortaya çıktı. Meğer kadıncağız hastaymış ve iki yıl önceki olayları bile dün oldu gibi düşünüyormuş. Eşi özür diledi, olayı hallettik. Anlatmaya çalıştığım, insanlarla muhatap olduğunuz her meslek zordur,var işte. Yasal olarak 15 gün saklama yükümlülüğümüz olsa ayakkabıları saklıyoruz. Ama çoğu kişi bıraktığı ayakkabıyı bir daha gelip almıyor. Yüzlerce ayakkabı birikiyor böyle olunca. Ben de onları saklamaya devam ediyorum bir önceki anlattığım olay gibi sıkıntı yaşamamak için. Bu arada kendimizi de sosyal ve güncel tutmamız lazım. Çünkü müşterilerimizle sohbet de ediyoruz ve onlara günlerini kendime ayırıyorum, onda da ya balık tutmaya gidiyorum ya da dinleniyorum.



Konu futbola gelince akan sular durur benim için. Kocaelispor'dan başka takım tutmadım, tutmam. 8-9 yaşlarından beri maçlara gdiyorum.Kocaelispor'u her deplasmanda destekledim.Eski zamanlarda abilerimiz bizi alır maçlara götürürdü. O zamanlar yaşadığım heyecanı tarif edemem. Siyasi bir düşüncem, parti fanatikliğim yoktur. Tek bildiğim vatan, bayrak ve millet sevgisidir.İzmit'ten bahsedilince  Sefa Sirmen'i es geçemem. Sefa Sirmen bu kente belediyeciliği öğretmiştir. Kocaelispor onun zamanında en iyi dönemlerini yaşadı. Kocaelispor bu kentin en büyük markası, en büyük sivil toplum kuruluşu ve insanların ortak tek çatısıdır.Umarım Kocaelispor yeniden hak ettiği yerlere gelecektir. Kocaelispor'u Süper Ligde görmeyi özlemle bekliyoruz. O günlerin geleceğine de tüm kalbimizle inanıyoruz.



Bu haber 2548 defa okundu

DİĞER HABERLER

Öyle bir geçer zaman ki...

Öyle bir geçer zaman ki...

Rüyalarım işim oldu

Bizim şehrimiz Bizim Markamız

Bizim şehrimiz Bizim Markamız

Samuray Sport

Sektörü hem geliştirdik hem de insan yetiştirdik

Sektörü hem geliştirdik hem de insan yetiştirdik

Ayfer Yılmaz’ın gözünden İzmit ve iş yaşamı...

Zirvenin Gözünden Kocaeli

Zirvenin Gözünden Kocaeli

Kocaeli Türkiye'nin göz bebeğidir

Erhan Yılmaz'la 'ÖZEL'

Erhan Yılmaz'la 'ÖZEL'

.

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ