06 Aralık 2016 Salı 17:02
Kocaeli: 10°C
Yarın: 4°C / 11°C
  • 3,458 TL

  • 3,714 TL

  • 130,71 TL

  • 75.088

Öncekiler Sonrakiler

“TAZE BİR GÜN GİBİ”

“TAZE BİR GÜN GİBİ”
12 Ekim 2015 Pazartesi 23:44

Bu kitap bize ne anlatıyor. Kitabın yazarına sorduk o bize anlattı...

Soru: Önce sizi tanıyabilir miyiz? Yazarlık serüveni nasıl başladı?
Leman İnal: Evet, ben edebiyatı bin bir çiçekli bahçeye benzetiyorum. Yazarları da bal toplayan bal arılara… 1 975 yılında Kahramanmaraş Afşin ilçesinde doğdum. Eğitim yıllarında çeşitli okullarda okudum. Öğretmençocuğu olmanın bana kattığışeyler:  Kitap okumak ve yazmaktı. O ilk gençlik çağlarımda yazdığım öyküleri biriktirir sonra beğenmez kâğıtları buruşturup çöpe atardım. Sonra gider çöpten onları geri alır tekrar okurdum. Yazdıklarım çok komik gelir gülüp geçerdim. Yazma evresi böyle başladı. Ben her şeyden önce iyi insan olma çabasınıöğrendim. Okuma alışkanlığı babamdan kalan mirastır.
Anadolu Üniversitesi Ev Ekonomisi mezunuyum!
Konuşmadan, duygularını küçük bir kızken mutlu, öfkeli, kızgın hallerimiçizerek ve yazarak anlatma gibi bir gayretim vardı hep.
Elbette bunu keşfetmem uzun yıllarımı aldı. Okumak ile dostane ilişkilerim oldu…
 Yazmaya sevdalı!
Aslında her şey okumakla, okuduklarını anlamak ve anladıklarını paylaşmakla başladı. Bir cümle öğrenmek için bir kitabı hazmetmek çok etken bu aşamaya gelmemde… Yazmak duyguların bendeşekil almış hali!  İç sesimin fısıldadığını yaşam tarzı olarak görenlerdenim. Doğru ve mantıklı adımlar atmayı, problemlere çözüm yollarını yaşayarak öğrendim…
İlk yazılarımı hafızama yükleyip yazmıştım, hatıralar, anılar, duyguların karıştığı yazılardı. Fakat bilinenlerin öteki tarafına geçilmiyordu. Görmeli, konuşmalı hayatlarına karışmalıydım. Duygularıhırsızlayıp, empati kurmalıydım.”
Evet, yazma fikri böyle ortaya çıktı.

SORU: Kitabınızın adı “TAZE BİR GÜN GİBİ”  bu isim ne anlama geliyor? Kitap bize- okura neyi anlatıyor, kitabınızın ismi sanki bir şeyi vadediyormuş, ya da yeni bir günü müjdeleyecekmiş gibi?

Leman İnal: Evet, Taze Bir Gün Gibi, kitabının öykülerini toparlamak öyle kolay olmadı. Kırlara bayırlara, çimenlere, alacakarganın yuva yaptığı meşenin dibine, kınalı kekliklerin yuva kurduğu kızılçamın köküne gittim. Kâh, çiğdem çiçeği topladım, kâh Nergiz… Hepsi de bir birinden narin çiçeklerdi. Döndüm dolaştım geldim, kutsal Armut ağacının gölgesine, iki gençâşık oturmuşlar yer yüzüne sevda çiçeği ekiyorlardıtoprağa. Sarmaş dolaş el eleydiler, bir ara beni gördüler ve utandılar, yüzlerindeki al al olmuş masumiyetleri kızardı.
 Sordum sarıçiğdeme “kimlerdir bunlar “diye. “Biri yer biri yağmur” dedi. Anladım ki doğa ve insan bütünleşmiş.
Ufukta bir gökkuşağı gördüm, taze yağmurların ardından yeryüzüne doğru uzanan, birde baktım ki: “TAZE BİR GÜN ”doğuyor. Her yer kızılçamın, mor meşenin ardı gibi, aydınlık ve ferah…
Özlem biriktiren her insan gelecek düşler, Taze Bir Günü hayal eder. Bu kitap bizim düşlerimiz, doğanın vicdanı, insanın sevdası, gökyüzünün merhameti.
Bu kitapta kiöyküler bir örgünün nakışları gibi öyle desen desen, bu toprağın, insanının özlemlerinden oluştu… O yüzden kırlarda çiçek toplar gibi topladım bu öyküleri.


SORU: Taze Bir Gün Gibi kitabını yazmaya ne zaman başladınız. Kurgu yaparken neler önemliydi sizin için?

Leman İnal: Taze Bir Gün Gibi ’ye karar verdiğimizde ben önce deneme yazıları yazmıştım. Editörümle oturup konuştuk ben bir roman yazmalıydım. Yazdığım deneme yazılarını hepsini çöpe attık diyebilirim. Herkes yazlıkta tatil yaparken ben üç ay kampa girdim. Akşam saat 20.00’de başlayıp günü ağartıyordum. Önce kurgunun genel hatlarını yani temelini oluşturdum. Sonra karakterlerime, edindikleri sorumluluklara yer verdim  ve isimleri… Elbette kurgunun biraz dışına zaman zaman kayıyorsunuz hikâye sizi alıp bambaşka yerlere taşıyabiliyor. Diyalogları yazarken karakterlerimle oturdum masaya kimi zaman erkek kimi zaman kadın oldum. Yaşlı/ genç, güzel/ çirkin vs…


SORU: Değirmen kasabası gerçekte var mı? Ya da öylesi bir kasabayı kurgulamak nereden aklınıza geldi, birde kasabada her kesin sorunlarına koşan, çözüm üreten, sanki iyilik meleği Yasemin Hanım karakteri var. Günümüzde böyle insanlar var mı sizce? 


Leman İnal: Romanının ana konularından bir tanesi olan Değirmen kasabası evet… Toplumsal özlemimiz, yaşamayı arzu ettiğimiz, insanın doğaya karşı bu denli bağlı ve barışık olduğu bir kasabada kim yaşamak istemez ki… Her ihtiyacın doğadan karşılandığı, insan ömrünün hem anlamlı hem de uzun yaşamın sırlarını yakaladığı bir kasabada yaşama arzusu hepimizde vardır. Dolayısıyla Değirmen kasabası yaşamayı arzuladığımız bir kasaba. Yasemin Hanım aslında toplumsal duygularımızın, insanın reflekslerimizin, dayanışma ve paylaşma ruhumuzun vicdanı. Bu topraklardan bu toplumdan her zaman bir Yasemin çıkar inancını yaşatmak için…

SORU: Peki romanın ana kahramanları: Hristo ve Karaca, bu muhteşem bir aşk öyküsü, gerçekte böylesi bir aşk öyküsü var mıdır.? Bu aşkın mutlu sonla noktalanması pek görülmüş veya yaşanmış değildir. Sizce gerçekte böylesi bir aşkın mutlu olma şansı var mıdır? Veya mutlu sona ulaşabilir mi?
Birde doğa ve insan diyalogları var, bu çok enteresan değil mi?



Leman İnal:Evet,zaten mevzuda temel çelişkileri açığa çıkarmak değilimdir.Hristo ve Karaca’nın birbirilerini sevmesini ne engelleyebilir ki? Onların sizden bizden ne farkı var. Yürekleri mi yetmez mi sevmeye, aşıkolmaya? İyi bir çift mi olmazlar, birbirlerini sevmeleri için neleri eksik?
Ya da sorunun içinde ki soruları açığa çıkarmak adına: Biri Türk ve Müslüman, diğeri Türkiye vatandaşı ama Türk değil. EeMüslüman’da… Haliyle birbirilerini sevmeleri makul değil.
Ya da “sevmiş olsalar da bir araya birlikte olmaya hakları yok, gelemezler, çünkü onların bu aşkı yasak, toplum kabul etmez, törelerimize ters.” İşte bu kitap bu algıyı sorguluyor, bu sübjektif düşünceyi kaldırıp yere çarpıyor. Lanetliyor…
Peki, insana sormazlar mı: “Aşkın ve sevginin dini dili, ırkı mezhebi, milleti, ülkesi olur mu?” diye.

Sorunun doğru cevabı: Aşk insana mahsustur ve insancıldır. Yüreğinde ki bağlılığı hiçbir güç söküp atamaz. Aşk insan tarafından yasaklanırsa Tanrı “LANETLER YAĞDIRIR, İNSANIN VE KENTLERİN ÜZERİNE.”
Dolayısıyla tüm dinler önce sevgiyi çağırır, aşkla muhabbete... Çünkü sevgi; sadakat, şefkat, merhamet ve affetme duygusudur. İnsanı insan yapan temel değeridir sevgi… Aşk ise onun olgunlaşmış halidir. Yani ete kemiğe büründüğü hali…

Doğa, dile gelir mi? Evet gelir, baharda topraktan kafasını ilk çıkaran çiçeklere,  tomurcuk veren ağaçlara ne diyeceğiz?  İşte o an aslında bir bebeğin anasından dünyaya gözlerini açması kadar duru ve saftır, anlamlı ve masumdur, daha narin bir otken büyür gelişir, çiçek açmaya başlar bin bir renkle doğayı süsler, bir taze gelin edasıyla. Ağaçlar da öyle, kirazı şeftaliyi, elmayı ve diğerlerini olgunlaşmış bir genç kızın olgunlaşmış halini andırmazlar mı? Sen o bitkilere çiçeklere, ağaçlara kötü davranırsan sana meyve verir mi? Bakmazsan küsüp kurumaz mı? Solar gazel olmaz mı? Olur. İşte onlar da dile gelir tıpkı insan gibi…

Soru: Bir yazar nasıl beslenir?

Leman İnal: Bir yazarın en iyi besin kaynağı elbette hayattır.  Sokaklar en güzel analiz yeter ki okumasını bilelim.  Ve okumak okumakokumak…

Soru: Yazmak sizin için kendinizi ifade etme yöntemi olabilir mi?

Leman İnal: Kısmen evet ama insanlara bir şeyler anlatmak onları yeri gelince heyecanlandırmak yeri gelince duygulandırmaktır.  Yazmak öğrenmektir aslında, elbette hayatı nasıl görüyorsam bunun özeti belki de asolan gerçek hikâyeleri dinleyip, süzüp aktarma şeklidir.

Bu kitapta ki öyküler bu toprağın öyküleri, hatta daha da eski çağlara giden, tarih öncesi döneme: Homeros’un öykülerinden süzülüp, Dadaloğlu’na, Karaca Oğan’a Pir Sultan’a ve günümüz insanına ulaşan öyküler. Mevzu aşk ise: Onun en berrak ve duru hali… Bu kitapta.

Soru: Peki devamı gelecek mi?

Leman İnal: Evet, 2. Kitabımı da tamamlamak üzereyim ve sanıldığı kadar kolay olmuyor. Memleketimi baz alıp köy yaşamı ve kadın hakimiyetine yer verdim. Henüz bitmedi ama son adımları bitirmek üzereyim.
NOT:
TAZE BİR GÜN GİBİ " isimli kitabın yazarı Leman İnal 16 Ekim Cuma günü  Değirmendere Ali Özbay MYO'da okurlarına kitaplarını imzalayacak ve bir söyleşi gerçekleştirecek.

Bu haber 537 defa okundu

DİĞER HABERLER

Takunyacılar...

Takunyacılar...

.

CHP danıştı ama..

CHP danıştı ama..

.

TERÖRİST KİM? SARRAF KİM?

TERÖRİST KİM? SARRAF KİM?

.

Görüntüleme Tetkiklerinin Büyük Bölümü Gereksiz

Görüntüleme Tetkiklerinin Büyük Bölümü Gereksiz

Kocaeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ercüment Çiftçi ile Radyoloji’yi, Radyolojik görüntüleme yöntemleri, tedavi alanlarını, Radyoloji’ye sık başvurulmasının nedenleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Prof. Dr. Utkan: “Kanser Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır”

Prof. Dr. Utkan: “Kanser Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır”

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Utkan ile Kanser, Çeşitleri, Tedavi Yöntemlerini konuştuk.

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu