17 Ekim 2017 Salı 16:01
 
  • 3,658 TL

  • 4,302 TL

  • 151,39 TL

  • 107.467

Öncekiler Sonrakiler

YE KÜRKÜM YE...

12 Temmuz 2017 Çarşamba 19:01

Bugün ilimizde önemli bir açılış vardı.

DOWN KAFE, BİLAL ERDOĞAN IN KATILDIĞI TÖRENLE AÇILDI


Peki Down Sendromu,  nedir O?
En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.

Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi, diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.

Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak etkilemektedir.

 

Eskiden okuyamaz bile denilen bu bireyler artık lise, hatta üniversite bitirebilmekte, ikinci bir dil öğrenebilmekte, çalışabilmekte, bağımsız veya yarı bağımsız hayatlar sürebilmektedirler. Birkaç örnek onların diğer insanlardan farksız olduğunu pekala gözler önüne serebilir.


Bugün ilimizde açılan DOWN KAFE bu anlamda gerçekten çok ama çok önemli.

Emeği geçenleri, bu işe katkı sunanları ayakta alkışlıyorum.

Ancak bu işin sulandırılmasına da içim el vermiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın Down Cafe açılışına katılması farkındalık anlamında elbette güzel.

Ancak devlet erkanında hiç bir vasfı bulunmayan, sırf babasının adı nedeni ile olağan üstü ilgi görmesini de eleştirmeden edemiyorum.

Koskoca il yöneticilerinin oğul Erdoğan karşısında verdiği fotoğraf doğru değil.

Neyse ...

Bu onların kendi karakteri ve de kendi düşünceleri...



Uzun zamandır size hikayeler yazmamıştım.

Yazımın konusu kısa olunca sütunu tamamlamak gerek diye düşüncüm.


Buyurun size hikaye...

Bir çoğumuz biliriz meşhur hikaye yi.

Ye kürküm ye...


Akşehir’in beyleri Hoca’yı yemeğe davet etmişler. Hoca nereden bilsin; davete, günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne hoş geldin, ne sefa getirdin diyen var. Herkes, allı pullu kıyafetlilere el pençe duruyormuş. Hoca, bir koşu evine giderek, sandıktaki işlemeli kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Az evvel hoş geldin bile demeyenler, önünde yerlere kadar eğilmişler. Hoca’yı, yere göğe sığdıramayıp başköşeye oturtmuşlar. Kuzunun en hasını önüne koymuşlar. Herkes Hoca’nın yemeğe başlamasını bekliyormuş. Hoca, bir taraftan kürkünün kolunu sofrada sallamaya, bir taraftan da “Ye kürküm ye, ye kürküm ye!” demeye başlamış.


– İlahi Hoca, demişler, kürkün yemek yediğini kim görmüş?
Hoca taşı gediğine koymakta gecikmemiş:

– Kürksüz adamdan sayılmadık… İtibarı o gördü, yemeği de o yesin.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ