02 Haziran 2020 Salı 19:33

EVDE 6 GÜN SONUÇ BEKLERKEN YAŞADIKLARIM!

31 Mart 2020 Salı 00:00

Aralık 2019 tarihinde Çin’de ortaya çıkan Corona (Covid-19) virüsünün ülkemizde 11 Mart’ta ilk vakası görülürken, bu virüse bağlı ilk ölümü de 16 Mart tarihinde gerçekleşti.
İşin gerçeği 11 Mart tarihine kadar olayın ciddiyetini anladığımızı söylersem yalan olur. En azından kendi adıma böyle düşünüyorum.


O günden sonra televizyon kanallarında Corona virüsü ile ilgili o programdan bu programa zaping yaparak bilim adamlarımızdan bilgilenmeye çalışıyoruz.


Tabi bu arada bilim insanlarının dışında ağzı olan herkesin konuştuğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Zaten en büyük sıkıntı da bu saatten sonra başladı.
Lütfen artık birileri bu işe el atsın ve bilim insanları sadece bu konuda konuşsun.
Bilim Kurulu bunun için oluşturuldu.
Televizyon başında izlerken kimisi virüsün soğukta, kimisi ise sıcakta yaşayamadığını, kimisi fazla duş alınmasını, kimisi ise fazla duş almanın burun içi mukozayı kurutup virüsün daha fazla salınım yaptığını söylemektedir.


Bazı insanlar virüsün havada saatlerce kaldığını, bazılarının ise kalmadığını, yok sebze ve meyvelerin üzerinde olabilir, yok olmaz söylemleri arasında inanın gecenin 3’lerine kadar televizyonun başında kalmaktan, uyku düzenimiz bozuldu.
Zencefil çok iyi geliyor denildi ve benim gibi eminim herkes aktarlara koştu. Sonra çıktılar, ‘zerdeçal iyi geliyor’ dediler.


Bu sefer de zerdeçala hücum ettik. Sonra zerdeçal virüsü besliyor denilince kime inanacağımızı şaşırdık.


İşte böylesi bir paranoyanın içinde 24 Mart Salı günü yakın arkadaşımda kuru öksürük ve boğaz ağrısı olunca, doktora gitmemiz gerektiğini belirttim.


İlk önce benimde dikkate almadığım ancak sonrasında dikkate almak zorunda kaldığım boğazımdaki kızarma ve yutkunma sorunu nedeniyle ikimizde aile hekimimizin yanında soluğu aldık.


Sağlık çalışanlarımıza da hastalığımızı bulaştırmamak için adeta astronot gibi kendimizi sarıp sarmaladık.
Aile hekimimiz Dr. İbrahim Yıldız, arkadaşımın uçak seyahati ve belirtilerinin biraz daha belirgin olmasından dolayı, ikimizi de tedbir için Kocaeli Devlet Hastanesini arayıp bilgi vererek bizi hastaneye gönderdi.


Kocaeli Devlet Hastanesinin Acil girişinde hemen özel donanımlı bir ekip bizi karşıladı.
Elimizdeki sevk kağıdı ile birlikte bizi B Blok girişinde Corona Virüs ile ilgili özel bölüme yönlendirdiler.


Kapıdan girişte önce ateşlerimiz ölçüldü. Ardından eldiven ve maskesi olmayanlar için masada bulunan eldiven ve maskelerden giyilmesi istenildi.


Doktor Ecem Yüksel Hanım, gayet sakin bir şekilde şikayetlerimizi dinleyerek, uçak seyahatinin hangi firma ile yapıldığından tutun uçağın iniş saatine kadar herşeyi detaylı bir şekilde özel tanı kağıtlarına işledi.


Kan tahlili, Tomografi ve Burun kültürlerimiz için bize istek kağıdımızı verdi.
Kan tahlili ve burun kültürü sonrasında gruplar halinde Tomografiye yönlendirildik.
Saat: 10.34’te girdiğimiz hastaneden 13.10’da ancak çıkabildik.


Kanımızda ve Tomografi sonuçlarımızda Corona Virüs ile ilgili bir bulguya rastlanmadı.
Ancak asıl olan Burun Kültürü ile ilgili de sonuçların 2 gün içinde e-nabız sisteminden çıkınca görebileceğimizi, zaten virüs çıkması durumunda kendileri tarafından da arayacaklarını belirttiler.
Belirtilerin corona virüs ile alakalı tam manasıyla tutmamasına rağmen içimizde bir değişik ruhsal durum oluştu.


Artık yediğimiz geven balından tutunda, el yapımı pekmez, organik elma sirkesi, soğan kavurmadan, sarımsaklı yoğurda kadar, inanın yemediğimiz bir şey kalmadı.


Arkadaşımın sonuçları e-nabız sisteminde 3 gün sonra çıktı. Şükürler olsun ki, negatif yazıyordu.
Kendi sonuçlarıma bakmak için e-nabız sistemine girdiğimde ise bende hiçbir sonuç yazmıyordu.
Cep telefonumun arama motorunda en fazla girdiğim site şu sıralar e-nabız sistemi.


İlk baktığımdan şuana kadar sistemde halen bir sonuç yok.
Tabi bu arada hastanede doktorumuzun 14 gün evden çıkmayın tembihi nedeniyle kimseye gidip gelmiyoruz.


Bugün 6.cı gün ve hala sonuçlarım çıkmadı.
Bende boğaz ağrısı ve kızarıklık namına da bir şey kalmadı.
Ama doktor hanımın tembihine uyarak evden dışarı çıkmıyorum.
Bu süreçte Netfilix’te Pandemic dizisinden tutunda, La Casa De Papel dizisinin 3 sezon olan tüm bölümlerine kadar izledim.


İzlemediğim tartışma programı da kalmadı.
Fakat bu süreçte herkes benim gibi bir şeylerle oyalanmayabilir. Özellikle de sağlık konusunda takıntıları olan insanların psikolojilerini bile düşünmek korkutucu.


Onun için LÜTFEN bu konu ile ilgili bilim insanlarının haricinde kimse konuşmasın.
İnanın sağlık çalışanlarının hakları ödenmez.


Bir hapşıranı görünce nereye kaçacağımızı bilmediğimiz bir dönemde, onlar hergün corona virüslü binlerce insana kendi sağlıklarını ortaya koyarak şifa dağıtmaya çalışıyorlar.
Sadece kuru bir alkışla veya ek ödemelerle değil, sağlık çalışanlarının yaşam kalitelerini artıracak ortamların sağlanması için elimizden geleni yapmalıyız.


Mesela eksikleri aktarmak bir vatandaşlık görevi olmalı. Çünkü ilgililer böylesi zamanlarda herşeyi göremeyebilirler.


En basitinden Kocaeli Devlet Hastanesi binası yeni yapıldı. Bildiğiniz üzere tomografi bölümleri radyasyon yaydığı için kapıları kurşun kaplama olmalıdır. Fakat 24 Mart Salı günü gittiğimiz Kocaeli Devlet Hastanesinde, tomografi çekilen odanın kapısının kenarı kırılmış ve içerisi gözüküyordu.


Basit gibi görünse de orada çalışanlar hergün yüzlerce film çekerken bu radyasyona maruz kalıyorlar.


Ben artık kendi sonucumu geçtim. Ama sağlık çalışanlarımıza sahip çıkmalıyız.
İnanın o gün hastanede gördüğümüz hastalar, bize öksürüğümüzün çok basit olduğunu düşündürdü.


O gün bölümdeki hastaları görseydiniz bırakın çarşıda gezmeyi, evin kapısından dışarı kafanızı bile uzatmazdınız.
Bu süreçte çok sevdiğim aynı zamanda ailemizin taksicisi olan Şaban Işık abimiz de corona virüs sebebiyle hayatını kaybetti. Mekanı cennet olsun.
Bu süreci bizzat yaşayan birisi olarak lütfen ama lütfen EVDE KALIN.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ