10 Aralık 2016 Cumartesi 04:05
Kocaeli: 10°C
Yarın: 4°C / 11°C
  • 3,487 TL

  • 3,683 TL

  • 130,87 TL

  • 75.727

Öncekiler Sonrakiler

ŞEHRİN EN UZAK YERİNDEN KOŞARAK GELEN ADAM

08 Şubat 2016 Pazartesi 10:26

Yasinsuresi 13 ile 29. ayetlerinde anlatılan olayın geçtiği yerin Antakya, şehirhalkının en cesaretlisi olan kişinin de Habib’un Neccar isimli iman eri olduğugenel kanaati vardır.

Buradaşunu hemen belirtelim ki Kuran’da yer ve mekan isimleri pek verilmez, zaman belirtilmez.Yasin suresinin başında anlatılan Habib’un Neccar kıssasında da yer ve zamansöz konusu değildir.

“Onlarao şehir halkını örnek ver” diye başlar bu kıssanın anlatımı.

“Hani biz onlara iki elçi göndermiştik deonları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik.Onlar, “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.” (Yasin suresi 14.ayet) 

Müfessirlerin bir çoğu gönderilen elçilerin Hz.İsa’nın havarileri olduğu kanaatindedir. Hz. İsa çarmıha gerilmesinin hemen öncesindeiki havarisini Antakya’ya gönderme kararı almıştır ki bunlar Pavlos ve Yuhanna’dır.Üçüncüsü ise Allah tarafından “biz gönderdik” denmesi Hz.İsa’ya da Allah’ın emretmesindendir.

فَعَزَّزْنَا(feazzezne) ifadesiyle üçüncü olarak gönderilen havari ise Şem’un’dur. (فَعَزَّزْنَا) Feazzezneifadesi güçlü kıldık güçlendirdik, destekledik manasında olarak Allah o ikielçiyi üçüncü bir elçiyle güçlendirmiş ve desteklemiştir.

BuradaKuran’ın ifade diliyle anlayacak olursak bu gönderilen üç elçide Hz. İsa’nınhavarileri olmayıp bildiğimiz anlamda peygamberlerdir. Dolayısıyla şehirAntakya olmadığı gibi elçilerde İsa’nın havarileri değillerdir. Merhum ElmalılıHamdi Yazır, ‘üçüncüsüyle destekledik’ ifadesini daha geniş manada anlamaktailk ikisinden kastın Hz. Musa ve Hz.İsa, üçüncünün ise Peygamber Efendimizolduğuna vurgu yapar.

Elçiler(peygamberler)şehir halkına “biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. Şehir halkı üçüncüsüyledesteklenen bu peygamberleri yine yalanladılar ve “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şeyindirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz” dediler. (Yasin suresi 15.ayet)

Peygamberlerin karşısında yer alanlar, onlarıkendileri gibi insan olmaları açısından eleştirmişler; bunu onların peygamberolamayacaklarına örnek göstermişlerdir. Onlara göre peygamberler madem Tanrıkatından gönderiliyor o halde melek vesaire benzeri tanrısal bir varlıkolmalıdırlar. Oysa Allah’ın yaratılış kanunları gereği insanlık için en doğrusu,peygamberlerin yine bir insan olmasıdır.

“Rahman hiçbir şey indirmemiştir” ifadesindepeygamberleri reddedenlerin Allah’ı “Rahman” ismiyle anmaları burada manidardır.Besmelede Allah’ın 99 isminden biri olarak zikredilen “Rahman”, Kuran dilendeAllah için kullanılan özel sıfatlar içeren özel isimlerden biridir. Bu açıdan peygamberleriyalanlayanların Allah için bu özel ismi kullanmaları öncelikle Allah’ınvarlığına inandıklarını gösterir. Ancak Rahman’ın gönderdiği peygamberleriyalanlamaktadırlar. Bazı kaynaklarda “Rahman” isminin aslının Arapça olmadığı,Aramice ve İbranice kaynaklı olduğu ifade edilir. Bu kabul edilse bile oinsanların kendi isimlendirmeleriyle Allah’ın varlığını ifade ettikleri ortayaçıkar.

“Siz sadece yalan söylüyorsunuz” ifadesiyle Rahman’ınvarlığını kabul eden bu insanlar, karşılarında Rahman katından gönderilen üçpeygamberi açıkça yalancılıkla suçlamaktadırlar.

Yalancılıkla suçlanan o Allah’ın elçileri onlarlatartışmaya girmeden Rahman’ı işaret ederek “bizim gerçekten size gönderilmişelçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor” cevabını verdiler. Bu aynı zamanda buradaverilmesi gereken en makul cevaptı. Ve devamında görevlerini şöyle ifadeederler: “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” (Yasin suresi 17.ayet)

“Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzdenuğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizimtarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”(Yasin 18.ayet) Peygamberler oşehre geldikten sonra muhtemelen bazı olumsuz olaylarla karşılaştılar veyapeygamberlerin hakikati onlara ifade etmeleri onları psikolojik olarak rahatsızetmiş olmalı ki peygamberleri bize ‘uğursuzluk getirdiniz’ diyesuçlamaktadırlar. Devamında onları taşlamak, bu şekilde şehirden çıkarmak vedaha olmazsa eziyet ve azapla tehdit etmektedirler.

Elçiler onlara, “uğursuzluğunuz kendinizdendir.Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı gidenbir kavimsiniz” şeklinde cevap verdiler.  ذُكِّرْتُمْۜ اَئِنْ “Einzükkirtüm”(size öğüt verildiği içinmi?)  ifadesi onların, peygamberleriuğursuz görmelerinin daha çok psikolojik açıdan olduğunu göstermektedir.

Şehir halkı, elçilerle münazara ederlerkenşehrin en uzak yerinden bir adam koşarak oraya gelir. Koşuyor olması birtelaşı, kaygıyı, heyecanı ifade etmektedir.

“Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi veşöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.”(Yasin 20.ayet)

 الْمَد۪ينَةِاَقْصَا مِنْ Min aksa’l-medineti (şehrin en uzak yerinden,şehrin en kenar ucundan) ifadesi, verilen anlamda olduğu gibi şehrinvaroşlarından şeklinde de anlaşılabilir. Bu durumda koşarak gelen adamın toplumunen gerilerine bırakılıp varoşlarda yaşamaya mahkum edilerek küçük ve değersizgörülen toplum katmanından olduğu ancak gerçekte akıl ve bilgi sahibi bir kişiolduğu anlaşılır.

Böyle küçük görülüp dışlanan birinin onlarkarşısında gayet mantıklı ve akli konuşması seçkin zümrenin tahammülünüzorlamış ve alt tabakadan olarak baktıkları bu asil kişiye nefret ve şiddetlesaldırıp onu şehit etmişlerdir. Peygamberleri tehditle yetinin seçkin zümre,varoşlardan telaşla koşarak gelen bu asil zata, toplumun dışlanmışlarından gördüklerindendolayı tahammül edememişler ve peygamberlere yaptıkları tehdidi onun üzerindegerçekleştirmişlerdir.

Bu asil zatın koşarak gelmesi bir telaşve heyecandan dolayıdır. Onun telaşı seçkin zümre karşısında Allah ve O’nunelçilerini hakkıyla savunabilme endişesindendir. Onun için koşmakta,dolayısıyla telaş ve heyecan içindedir.

Benzer ifade Kasas suresi 20.ayette Hz.Musa’ya Firavun ve adamlarının aldıkları Musa’yı öldürme kararının Hz. Musa’yabildirilmesinde geçmektedir.

يَسْعٰىرَجُلٌ الْمَد۪ينَةِ اَقْصَا مِنْ جَٓاءَوَ (ve cea min aksal medineti raculunyesa) Yasin suresindeki ifade iken Kasas suresinde يَسْعٰى الْمَد۪ينَةِ اَقْصَا مِنْ رَجُلٌ جَٓاءَوَ  (ve cea reculun min aksal medinetiyesa) şeklindedir. Birincisinde ‘şehrin bir ucuna’ vurgu yapılırken ikincisinde‘şehrin en ucundan gelen adama’ vurgu vardır. Her ikisinde de adam koşmaktayani bir telaş gayret ve heyecan içindedir. Biri Hz. Musa’ya seçkinlerinkurduğu tuzağı haber verirken diğeri yine seçkinlere gelen elçilerin Allah tarafındangönderilen gerçek peygamberler olduklarını onların çağrılarının doğruluğunuhaber vermektedir.

MerhumElmalılı Hamdi Yazır, ‘min aksal medineti’ (الْمَد۪ينَةِ اَقْصَا مِنْ) ifadesinden şehrin enileri gelenlerinin anlaşılacağını ifade etmektedir. (Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı M. Hamdi Yazır, 6.cilt,sayfa 407)

 

Kasassuresindeki ayet dikkate alındığında Elmalılı’nın bu değerlendirmesi makul vemantıklıdır. Zira Hz.Musa’ya öldürülme kararını bildiren kişinin elbet üstdüzey bir kişi olması makuldür. Yasin suresinde münazaraya koşarak gelenkişinin akabinde ileri gelenlerce öldürülmesi seçkinlerden değil onlarınaşağılayıp küçük gördükleri bir  kişiolması daha makuldür.

Bucesur kahraman kavmini bilgi ve zekasıyla yener. “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayeteerdirilmiş kimselerdir.”, “Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim.Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”, “O’nu bırakıp da başka ilâhlarmı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati banahiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.”, “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.”,  “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin,beni dinleyin!”. (Yasin suresi 20-25.ayetler)

Şehit, bu ifadelerle Rahman’a inanmaklabirlikte O’na şirk koşan bu kavme onların itiraz edemeyecekleri en makul cevabıvermiştir. Hiç beklemedikleri kişiden onun tüm kamuoyu önünde ummadıkları bilgive zekayla Allah’ı anlatması onlar için daha fazla tahammül edilemez birdurumdu. Öyle de oldu ve bu hakiki iman erini kin ve öfkeleriyle şehit ettiler.

“Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim,Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!”dedi.”(Yasin suresi 26.ayet)

Bu ifadelerde, kendisinin hayatına kastedenkavmine zerre miktar kızgınlık yerine bir merhamet ve onlara hakikatianlatabilme gayreti vardır.

“Kendisinden sonra kavmi üzerine (onlarıcezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.”,“Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.” (Yasin suresi28-29.ayetler)

“Şiddetli tek bir ses ve söndüler, sönüpkaldılar” ifadeleri doğal olarak onların helak edildiği manasını aklagetirmektedir.

Elmalılı Hamdi Yazır, helak edildiklerine vurguyapmakla birlikte şöyle bir yorumda getirmektedir: “Bundan Antakya halkınınmahvolduğunu, helak olduğunu anlamak istemişlerse de Hıristiyanlık davetikarşısında müşrik Roma devletinin ortadan kalkmış olduğunu anlamak dahakapsamlıdır.” (Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı M. Hamdi Yazır, 6.cilt, sayfa409)

Onların ateşlerinin şiddetli tek bir seslesönmesi, helak edilmenin dışında şirk tutkunu, şirk batağına saplanmış birtoplumun bundan kaynaklı olarak kin, nefret, galeyan, hiddet ve şiddetleri ile kamuoyubaskılarının o iman erini şehit ettikten sonra ilahi bir sayha ile sona ermesi,resuller ve inananlara karşı yönetim ve kamuoyu bazında baskı, şiddet vedışlanmışlıkların bitmesidir. Devlet yönetiminde ve toplumda hakiki dine ve dinmensuplarına bakış açısının, onlara yaklaşımın tamamen değişmesi manasınadır.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu