06 Aralık 2016 Salı 09:05
Kocaeli: 10°C
Yarın: 4°C / 11°C
  • 3,526 TL

  • 3,793 TL

  • 132,76 TL

  • 73.600

Öncekiler Sonrakiler

HANGİ TİP VELİSİNİZ?

26 Ocak 2016 Salı 12:00

Uzun bir aradan sonra yeniden Merhaba

Bu günlerde Sönmestr tatiline uygun bir iklim yaşıyoruz. Birçok şehirde okul yolları zaten kapalı, bazı okulların bahçeleri, biraz ılıman şehirlerde olanların da çatıları karla kaplı. Dolayısıyla “çocukların gönlüne göre bir tatil” diyebiliriz. Ne de olsa kar demek, tatil demek.


Geçen hafta karneler alındı. Milyonlarca çocuğumuzla beraber özellikle ilkokulda çocuğu olan velilere de “ geçmiş olsun” demek gerekir. Zira ilkokul velisi, eğitim öğretime birazcık dahildir. Özellikle evi okula ne yakın ne uzak mesafede olan ama yolları tekin olmayan veli, her sabah çocuğu okula bırakır, çıkışta da alır. O arada itina ile çantayı sırtında taşır. Okul kapısı önünde, kucağında mont sınıftaki eğitim durumlarını diğer velilerle kritik edip evine döner. Servisle gönderenlerden de servise kadar çanta taşıyan, akşam servis beklerken de kritiği ayaküstü yapanlar var elbette. Cuma günü çocuğunun durumunu sorduğu öğretmene, paz artesi de tekrar tekrar, bıkmadan usanmadan haftalarca soran velilerin sayısı da az değil.

Bir de ‘sınıf annesi’ olmak gibi zor bir görev vardır (ki zamanında ben de tecrübe etmişimdir) bu daha da kıdemli bir durumdur, karneymiş takdirmiş az gelir, yanında üstün başarı belgesi şarttır.


Şaka bir yana velilerin ilkokul çağındaki çocukların eğitim öğretimiyle ilgili hassasiyetleri, yardımları göz ardı edilemez.( Tabi ki çocuğu okula yollayıp ‘ eti senin kemiği benim’ deyip, evde hiç ilgilenmeyen grup  hariçi). Ortaokul seviyelerine çıktıkça bu yardımın yerini sınavlara hazırlık nedeniyle kaygı alır. Lisede ise bir dönem çocuk kendi haline bırakılırken son zamanlara doğru sınav/meslek seçimi endişesinden dolayı; ailelerle ergenliğin zor günlerinde olan genç arasında çatışmalar yaşanır.


Çocukları okula başladıkları andan itibaren aileler, sosyoekonomik durumları, yaşadıkları çevre, aldıkları eğitim, ebeveynlik anlayışları… nedeniyle çeşit çeşit veli tipine bürünürler.


Birinci tip: “Eti senin kemiği benim” ciler. Bunlar öğretmene sonsuz güveniyor olmalılar. Ki sihirli bir değnekle kafaya vura vura tüm bilgileri aktardığına inanırlar. Çünkü; veli üstüne düşeni çocuğu okula yazdırmakla yapmıştır, gerisi öğretmenin işidir.


İkinci tip: “ O bilmez, yapamaz, öğretmen kızar” cılar. Bunlar da okuldan gelir gelmez çocuğun çantasını döküp, ödevleri bulur, öğretmenin notunu okur. Çocuğa yemeğini yedirir yedirmez yanı başında oturup ödevini yaptırır. Özenli yazı, kırmızı kalem, soldan bir parmak boşluk… vs ile ilgilenir. Ödev bitince çantayı yarınki programa göre kendi?  hazırlar. Çocuğu öğretmenin kızacağıyla tehdit eder. Öğretmeni gördüğü zamanlarda da ödevlerini beğenip beğenmediğini sorar. (Genelde bu tip veliler şıkır şıkır proje, performans ödevleri gönderir)


Üçüncü tip: “Test, deneme oluyorlar mı? Kaç yanlış?” çılar :  Bunlar biraz daha okumuş kesimdir. Kendileri sanki ilkokuldan itibaren üniversite sınavına hazırlanmış gibi, çocuğa devamlı test yaptırıp, doğru/yanlış sayarlar. Okulu maça hazırlık kampı gibi görürler. Onlar çocukken hiç koşup oynamamış, hiç okuldan kaytarmamış, hiç kopya çekmemiş gibi mükemmeliyetçidirler. Genelde her toplantıya ailece katılır, ek kaynakları sorarlar. (Lise toplantısına karı koca geleni görünce ‘pes’ dersiniz artık) Farklı kaynaklar önerirler. Zaman zaman öğretmene akıl verici notlar gönderirler. Mutlaka hafta sonu bir atölye, yabancı dil, spor ya da müzik etkinliğine çocuklarını götürürler. Her şey saatlidir. “Mehmet Can yüzme saatimiz annecim”. “ Mehmet Can test saatimiz”. Mehmet Can okuma saatimiz. “Mehmet Can arkadaşına hoşça kal de?”


Dördüncü tip: “Ben diyorum yapmıyor sen de hocam” cılar : Bu aile tipinin çocuğu hayatı boyunca anne/baba sözü dinlememiştir güya. Ne bilim “oğlum git iki ekmek al” deyince dahi almamış olmalı ki veli bu kadar şikâyetçidir. “Ödevini yap diyorum, yapmıyo hocam,sen deyiver. Tekrar et diyorum etmiyor hocam, sen deyiver. Bilgisayarın-tv nin  başından kaldıramıyorum hocam, sen deyiver…        Bu ailelerde de çocuk genelde ya tek oğlan? Ya evin en küçüğü ya da tek çocuğudur. Ya da evde yaşlı babaanne/dede gibi büyüklerin torpiliyle okul yaşına gelene dek koruma, sevme bahanesiyle kayrılmıştır bir parça. Pek kural yoktur evde. Çocuk ailesinin izlediği tüm dizileri, evlendirme programlarını bilir. Günlük hayattaki tavırları, kelimeleri tabi ki ekranlardakinin aynısıdır.


Beşinci tip: “ Anne babalığı Psikologlukla karıştıranlar” : Bunlar da çocuk gelişimi kitaplarını çocuk daha doğmadan okur, bitirir, hangi dönemde nasıl davranılması gerektiğini birbirine karıştırır. Sosyal medyadaki, tv deki, radyodaki tüm psikologları takip eder. Çocuğuna ne yapılsa psikolojisi bozulacak sanır. Arkadaşı bir şey dese, öğretmeni yan baksa, babası sesini yükseltse, çocuk acıklı bir sahne görse….mutlaka psikolojisi bozulacaktır. Anne baba bunu engellemeye çalışırken psikolojileri bozulmuştur zaten.


Tabi ki milyonlarca farklı insan olduğu gibi, farklı çocuk, farklı öğretmen, farklı veli olacaktır. Bunlar en sık karşılaştıklarımız.  Belki siz bunlardan hiç birine dahil değilsiniz.


Belki de siz çocuğunuza doğduğu günden itibaren gerekli ilgi ve sevgiyi gösterdiniz. Temel bakım becerilerini( el yıkamak diş fırçalamak… vs) beraber yaparak verdiniz. Kuralsız bir yaşam olmayacağını evinizde ufak tefek kurallar koyarak ( 1 saat tv seyredip kapatma gibi) uyguladınız. Büyüyüp kendi işlerini yapmaya çalıştığında( 2 yaş sonrası) fırsat verdiniz. Özgüveni gelişti. Yarım yamalak ta olsa odasını topladı, yatağını örttü. Parkta bahçede arkadaşlarıyla sorun yaşadığında uzaktan fazla müdahil olmadan çözüm bulmalarına yardım! ettiniz. Bazen haksızlığa uğradı, bazen haksızlık etti. Başkalarının eşyalarını izinsiz almamak gerektiğini öğrettiniz. Oyun oynamanın çocuk için ekmek gibi su gibi şart olduğunu biliyorsunuz ve ona arkadaş ortamı sağladınız. Her insanın hem hakları hem de sorumlulukları olduğunu kendi hayatınızda örnekleyerek, uygulayarak ona da minik minik sorumluluklar vererek öğrettiniz. Elbette yüzde yüz başaramadınız. Bazen çabalar işe yaradı bazen yaramadı. Bazen bir sinirle tüm bildiklerinizi unutup öfkenize mağlup olup bağırıp çağırdınız. Ama sonrasında konuşup “özür dilerim haklı olsam da böyle davranmamalıydım” dediniz.


O zaman siz “Altıncı tip” siniz.


Çocuğa 6 yaşına kadar verilen temel eğitimin onun tüm hayatını etkileyeceğini bilenler :   Bu veliler hem çocuklarına hem öğretmenlerine güvenirler. Her konuda DENGE ye inanırlar. Çocukların eğitiminde okul-öğretmen-veli işbirliğinin bir kanadı eksik olsa yürümeyeceğini bilirler. Hem çocuğa hem öğretmene destek olurlar. Kırk kişilik bir sınıfta sadece kendi çocuklarının özel? olmadığını bilirler… Çocuğun sorumluluklarını kendileri üstlenmez, ya da aksine hepten başıboş bırakmazlar. Eğitim sistemindeki aksaklıkları okullarına mal etmeden gerektiğinde eksikler ile igili yapıcı ve çözüm odaklı eleştirilerde bulunurlar.

Ve en önemlisi; tatilin, tatil olduğunu bilir, öğretmenlerin verdikleri ödevlerin bitmesi için de basit ödüller kullanırlar. “Şu kadar ödev bitince beraber kek yapalım, şu kadar yapılınca sinemaya gidelim, şu kadar bitince 1 saat tablette oyun oynayabilirsin….” gibisinden gerçekleştirilebilir basit hedefler koyarlar...( Basit düşünün, çocuklar basit ama aileyle beraber yapılan şeyleri sever.)


Herkese, (anne babayı da çocuğu da esir almayan) dengeli, bol aktiviteli, az ödevli tatiller dilerim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu