25 Şubat 2018 Pazar 20:15
 
  • 3,791 TL

  • 4,663 TL

  • 162,07 TL

  • 117.522

Öncekiler Sonrakiler

GERÇEĞİ DELEN ŞİİR

05 Şubat 2018 Pazartesi 00:00

Gerçektüylerden kanatları olan bir şiirin, şairi tarafından gökyüzüne salındıktansonra üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin kendisini yürekten anlayan birokuyucunun balkonuna kesinlikle konacağını bilirim.

 

Okuyucusumu onu çağırır yoksa şiir mi okuyucusunu bulur, kim bilir? Ne olursa olsun,hayatın gerçek, derin bir anında kesişir yolları. Okuyan, her dizenin altınagözleri kapalı imzasını atar: “Ben de böyle hissediyorum,” der. Duygularımızatercüman olunmuş deriz ya,o durum.

 

RuşenHakkı’ nın ‘Böylesi Hasretin’ şiirini kendi sesinden dinlemiştim. Şiir yıllarönce Kocaeli Üniversitesi’ nin bir şiir etkinliğinde şarinin yumşak ve sakinses tonu eşliğinde içimde bir yerlere kazınmış, o zamandan bu yana beni ara arayoklamıştı.

 

Sonrakigünlerde ve hatta yıllarda ‘ne güzel şiirdi o öyle’ diyordum kendi kendime.Birkaç imge kalıvermişti aklımda, kırık dökük dizeler... Ama anlamı bir bütünhalinde geziniyordu. Hissediyordum.

 

Evdekimsenin olmayışı... Yalnızlık... Koku... Sessizlik... Dağınıklık.... Terliklerinbir yerde öylece duruşu... Evham...

 

Yıllargeçti. Mezun oldum, çalışmaya başladım ve hatta evlendim. İstanbul’ ayerleşmiştim artık. ‘Böylesi Hasretin’ şiirini ilk dinlememin üzerinden geçenneredeyse 10 – 12 yıl. Bu şiire bir daha da rastlayamamıştım.

 

İnsanhep mutlu günler geçirmiyor. Hayat bize neler hazırlıyor belli değil. Hele helekapı eşiğine bırakılan süpriz paketin içinden bir sağlık problemi çıkınca, dahada zor.

 

Birdönem eşim uzunca bir süre sağlık problemleri ile boğuştu ve  hastanede yatmak zorunda kaldı. Aylarcaevimizden uzakta yaşadı. Hastane günlerini yaşayan bilir. Doktordan güzel birhaber almak için saatlerce beklersin. Elden birşey gelmemesinin çaresizliği, gelenher haberle birlikte değişiveren ruh halin.

 

Neyseki o kara günlerin bulutundan eser kalmadı.

 

Amao sıralar, eşimi hastanede bırakıp eve yalnız dönüyordum. Sonuçta işe gitmekzorundaydım. Anahtarı kilidin içinde çevirip eve giriyordum. Çıt sesi bileyoktu evin içinde. Odaların ışıklarını bir bir açıyordum. Eski düzeninolmadığı, dağınık, dört duvar arası boşluklar.

 

Muftakta,bir önceki günden ardımda bıraktığım kırıntılar hâlâ dururdu. Tezgahı gün aşırıbelki topluyordum. Birşey ısıtıp yeme gücünü bile kaybettiğin anlar.

 

Yineböyle bir akşam eve dönüşümde eşimin ev içi terlikleri dikkatimi çekti. Nezamandır giyilmiyorlardı kim bilir. Hemen girişte, yanyana duruyorlardı.Bekledikleri ben değildim ki.

 

Oan, geçmişte içime işlemiş o dize, bir büyük patlamanın ilk saniyelerindeolduğu gibi üzerime atladı. Dizenin basıncını aklımda, karnımda ve boğazımdahissediyordum. Bir şiir tarafından tokatlanıyordum.

 

Oan, gerçek bir şiirin hayatla örtüştüğü, okuyucusuyla tekrar buluştuğu veyeniden kendini var ettiği noktadaydım. Zor bir zamanımda ‘buradayım’ diyordubana.

 

Dedimya o günler geçti, zorluklar atlatıldı. Sonraki zamanlar bir süre Ruşen Hakkı’nın bu şiirini aradım. Pes etmeye ramak kala Hayrettin Geçkin imdadıma yetiştive eliyle koymuş gibi şiiri bana ulaştırdı. Eski, gerçekten eski bir dostakavuşturmuş oldu beni.

 

RuşenHakkı’ nın onca şiiri, yazarlığı, gazeteciliği olmasa ve ömrü boyunca tek buşiiri yazmış olsaydı bile benim için yeri doldurulmaz bir şair olarak kalırdı. Bana,hayat arkadaşının ve şiirin ne demek olduğunu birkaç dizede anlatıverdiği içinyıllar sonra Ruşen Hakkı’ ya bir teşekkür borcum olduğuna inanıyorum.

 

Sizlerde bu şiiri yokluğunda özleyeceğiniz ve hatta kuruntu içine düşeceğiniz birbaşkasına hediye ediniz. Sağlıkla kalınız.

 

 

BöylesiHasretin

 

//Kapıyı çaldım ses yok, içeri girdim / Seslendim usulca: nerelere saklandın? /Ve birden ürktüm sensizliğimden, / Uçup gitti pencereden aklım

 

//Bırakıp gitmişsin öylece herşeyi, / Sevmediğin halde dağınıklığın her türlüsünü./ Divanda sıcaklığını, aynada yüzünü unutmuşsun, / Mutfağın bir köşesinde yanıkYemen türküsünü

 

//Ve iyi ki unutmuşsun silmeyi gözlerinin izini, / Her odada kokun ve çoksevdiğim hüznün / Ve terliklerinin duruşu...ardından koşar gibi / Terli, soluksoluğa ve öylesine üzgün!

 

//Hemen elimin altında divandaki sıcaklığın, / Diyorum: nereye gidebilir bir notbile bırakmadan! / Belki çarşıdasın, belki bir kahve içimi komşuda, //Huyundur, uzak yere gitmezsin çiçekleri sulamadan.

 

//Sıkıldım su içtim, televizyonu açıp kapadım, // Aynadaki yüzünü öptüm,terliklerini düzelttim, / Avuçlarıma yaydım divandaki sıcaklığını, / Dedim:görülmemiş böylesi hasretin!

 

//Oysa daha bu sabah uğurladın beni, / Dedin:erken gelirsen sinemaya gideriz /Belki dondurma yeriz sinema çıkışı / Parka uğrar ev kaçkını kedileri severiz

 

//Birden sesi kapıda dönen anahtarın / Döndürüyor uçup giden aklımı yuvasına / Ve“seni seviyorum” derken öptüğüm yanağın / Bir kırmızı gül gibi düşüyoravuçlarıma

 

 

 

cok guzel bir yazi

ayfer cankaya
06 Şubat 2018 Salı 21:53

tebrikler damat

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ