19 Haziran 2018 Salı 05:48
 
  • 4,710 TL

  • 5,480 TL

  • 195,00 TL

  • 93.043

Öncekiler Sonrakiler

SANAT İŞLERİ

05 Mart 2018 Pazartesi 10:00

 
    Anlamakta zorlandığım, ne demek istendiğine dair bir süre düşünmek zorunda kaldığım işleri genelde hep çok sevdim ve beğeni listemi kendini ilk adımda ele vermeyen metinler, sanat eserlerinden oluşturmaya çalıştım.

    Özellikle sanat konusunda İstanbul, bu tür eserlere erişebilmek için daha çok imkânlara sahip. Beyoğlu’ nda bulunan İstanbul Modern, her türden yapıtı görüp inceleyebilmemiz için geniş bir yelpazesi var. Dahası her yıl düzenlenen Artistanbul dünya çapında sanatçıların modern yapıtlarını bizlerle buluşturuyor. Bu listeye İstanbul Bienali’ ni de ekleyelim. 

    İzmit’ e taşınmadan önce, İstanbul’ da yaşarken düzenli olarak Modern’i gezmeye çalışırdım. Modern’i bitirdikten sonra Boğazkesen’ deki sağlı sollu galerilere uğrar ve son durağım olan Beyoğlu Salt galeride soluklanırdım. Eğer vaktim varsa ve yeni bir sergi açılmışsa Pera Müzesi’ ne geçer ve artık bir gelenek olarak Kaplumbağa Terbiyecisi*’ nin karşısındaki tahta oturaklarda bir müddet dinlenirdim.

    Bu gezilerde çok beğendiğim, beni fazlasıyla etkileyen eserler olduğu gibi, içine giremediğim sadece izlemekle yetindiğim işlere de rastlardım. Belki sanatçı anlatmak istediği şeyi eserin çok fazla derinlerine saklamış ya da benim algımla eser arasında bir uyumsuzluk söz konusu olabilirdi. Fakat tartışılmaz olan şey, bu ürünü karşımıza getiren bir ilk fikrin, ilk duygunun var olduğuydu. Sanatçıya bu eseri yaptıran o ilk enerji...

    Uzun yıllar şiir ve düzyazı için yapılan anlam nedir, anlam zorunlu mudur tartışması resim, sinema, tiyatro gibi diğer sanat yapıtları için de yapıldı. Bildiğim kadarıyla şu ana kadar bir kazanan taraf yok. Zaten anlam veremediğimiz işin üzerinde de fazla durmak istemiyor ve kolayına kaçıyoruz.

    Örneğin etrafınızda Picasso’ nun çoğu eserine bakarak ‘ben de yaparım’ diyen birine kesinlikle rastlamışssınızdır. Ya da Joan Miró’ yla dalga geçildiğine de tanık olabilirsiniz. Dali’ nin İlahi Komedya’ yı konu aldığı yapıtlarını incelerken, Dante’ nin ilahi Komedya’ sını okumamış iseniz ve hatta yanınızda bir rehber olmazsa pek çok eser sizin için bir çizgi film sahnesi olarak kalabilir.

    Ben esere anlam verelim ya da vermeyelim, ilk bakışta bizi içine alsın ya da almasın bir şekilde beynimize, ruhumuza etkisi olduğuna inanıyorum. Örneğin Jackson Pollock’ un yatay tual üzerine gelişigüzel dökülen, savrulan boyaları arasındaki sıcak soğuk denge veya dengesizlik düşünce yapımıza hiç mi tesiri olmuyor?

    Karşılaştığımız alelade olayın bile beynimizde yeni bir sinir yolu açtğını, beynimizi geliştirdiğini düşünürsek, planlanmış çalışılmış bir sanat eserinin beğenmesek de, anlamasak da daha fazla sinir yollarını harekete geçireceğini kabul edebiliriz.

    Anlamsız, daha doğrusu anlamadığımız her iş, bir şekilde düşünce yapımızı sarsıyor. Biz fark etmesek de düşünce yapımızda bir çatlak oluşuyor. Oluşan bu çatlak daha sonradan yeni bir fikir, farklı bir algı ile doluyor ve belki çok sonra davranışlarımızı değiştirmeye varana kadar devam edecek bir dönüşümü başlatıyor.

    Ben sanatın bu yüzden, her zaman anlamlı ve  işe yarar olması gerektiğini düşünmüyorum. En azından karşılaşılan o ilk an için. Bizdeki o ilk kıvılcım, o ilk çatlak aslında anlamın ta kendisi. Bir sanat eserinden daha ne kadar büyük işler beklenebilir ki?

__________
*Kaplumbağa Terbiyecisi, Osman Hamdi Bey, Tuval üstüne yağlıboya

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ

ANKET