10 Aralık 2018 Pazartesi 19:32
 
  • 5,333 TL

  • 6,088 TL

  • 213,58 TL

  • 92.227

Öncekiler Sonrakiler

SIRASI MI ŞİMDİ?

11 Ocak 2018 Perşembe 22:09

“Ne olacak?” diye soruyorum bazen kendi kendime. Merak ediyorum, ülke hatta dünya gündeminde kaşları çatık, ciddi onca konu, aniden değişiveren ve alt alta dizseniz sayfalar tutacak bir sürü ‘son dakika’ varken, bu köşemde mırıldanıp durduğum konular  nereye sığacak, neye yarayacak?


Yazdıklarımın, otoban kenarına hasbelkader ulaşabilmiş bir yaprak gibi, gelip geçen araçların rüzgârlarıyla oradan oraya savrulduğunun ve hatta ötelere fırlatıldığının farkındayım.


Yer altında, delik testileri doldurmaya mahkum edilmiş Danaus’ un kızları kadar ümitsiz değilim belki ama Oğuz Atay’ ın bir zamanlar merak ettiği şeyi tekrar kurcalamadan da duramıyorum. Atayı’ ın Demiryolu Hikayecileri öyküsü şu cümlesi ile bitiyor ya:


“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”


Pek çok kişinin hayatında en az bir kere yazmayı denediği ama öncülerini okuyup, üzerine çok da detaylı düşünmediği bir alanı temsil ettiği için, şiir üzerine yazmak hep biraz yalnız kalmış. En büyük alıcısı yine şairler veya şiire iyice merak salanlar oluyor bu tür yazıların. Yoldan geçen birinin dikkatini çekmesi çok zor.


Hakkında yazıp çizen bile şüpheye düşüyor baksanıza. Ömrünü şiire adamış Melih Cevdet Anday haftalık yazdığı bir gazete köşesinde kendi kendine şöyle yakınmış:


“Şiir üstüne yazsam ne iyi olurdu! Ama yazın dergilerinde bile şiire değin yazı pek az görüldüğüne göre, gazetede bu konuya değinmek garip bir çekingenlik veriyor bana. ‘Bütün sorunlarımız çözümlendi de, sıra şiire mi geldi?’ sorusu ile karşılaşacakmışım duygusu içinde buluyorum kendimi.*”


Haklı da. Yazısının devamında bu tür eleştirlere maruz kaldığının altını çizmiş ama yazmaktan da geri durmamış. İyi de yapmış Anday. Sayesinde şiir üzerine sayfalar dolusu okunması rahat, bilgi dağarcığı geniş ve temiz bir Türkçeyle yazılmış yüzlerce denemeye sahibiz.


Hayatta yazdıklarımız, yaptıklarımız ve ürettiklerimiz bir şekilde kendine has bir alan kaplamayı başarıyor. Belki az, hatta çok az kişiye ulaşıyor ve ulaşabildiğimiz okuyucuların içinden de çok azı tarafından anlaşılıyoruz ama üretilen o komposizyon artık yazanından bağımsız olarak bir şekilde yaşamaya devam ediyor.


Bir insanın hayatının nasıl, ne zaman değişeceğini bilemiyoruz çünkü. Şiir gibi sessiz sedasız işini gören bir varlığın, tutup bir insanın hayatını baştan başa değiştirip değiştiremeyeceğinden de emin olamıyoruz.


Sizlere fazla ütopik gelebilir ama Orhan Pamuk’ un, Yeni Hayat kitabında, “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti”cümlesiyleromana başlaması gibi, okuduğumuz bir şiirin bizi nerelere sürükleyeceği de belli değil.


Hal böyleyken, az okuyucuya sahip olduğumuz için vahlanıyoruz. Kimsenin hayatını iyi yönde tamamiyle değiştiremeyeceğimizi de biliyoruz ama yine de bu konuda kimsenin bizi anlamadığından dem vurarak şikâyetlerimizi sıralıyoruz.Peki bu doğru bir tutum mudur?


Sorun başta belirttiğimiz gibi günlük bir gazetede yazmak, haberler arasında boğulmak mı gerçekten?


Sorunumuz dur duraksız ‘neredesin?’ gibi sorularla okuyucuyu boğmamız olabilir mi? Bir nevionu canından bezdirmek, bıktırmak. Sürekli çağırmamızın, bağırıp durmamızın bir anlamı var mı?


Şiir üzerine yazıp çizme işi kıl kadar ince bir su ise de, akıp yolunu bulacak. Belki aralarda yok olacak, kurudu diye düşündürecek ama olmadık yerlerden tekrar sızarak akmaya devam edecek.


Bu yüzden sürekli okuyucu çağırıp durmak yerine, kaliteli üretmeye odaklanmak ve beklemek, sergileyebileceğimiz en mantıklı davranış. Çünkü gerçek okuyucu oralarda, kalabalıkların arasında bir yerlerde.


Bu az okunma sorununa bir de çayın karşı tarafına geçerek, başka bir manzaradan bakacak olursak baştaki figan şu şekilde bile ifade edilebilir aslında:
“Sen oradasın sevgili okuyucum, ben neredeyim acaba?”
_______
*Şiir Yaşantısı, Melih Cevdet ANDAY, Everest Yayınları

devam

ufuk kandemir
12 Ocak 2018 Cuma 16:13

yazılarınızın devamını diliyorum teşekkürlerimle

1 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla

Sadece şiir değil sanat

Dursun Akkurt
12 Ocak 2018 Cuma 09:35

Aslında anlattıklarınız sadece şiir ve şairin sorunu değil; bütün sanat dallarının sorunu değil mi?

1 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ