26 Haziran 2017 Pazartesi 06:36
 
  • 3,504 TL

  • 3,923 TL

  • 142,66 TL

  • 99.639

Öncekiler Sonrakiler

ÖLÜNCE CESEDİM YAKIŞIKLI OLSUN!

01 Haziran 2017 Perşembe 17:19

Bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağıyordu, narkotik timinden yeni çıkmış eve gidiyordum. Sabah erken kalkmış, yaklaşık 11 saat görev yapmıştım. Otoparktaki aracıma doğru koşarak gidiyordum, eve gidip güzel bir duş alayım diye hayal kurduğum  sırada telefonum acı acı çalmaya başladı. Dışarıda yağış olmasından ötürü aracımın içine girerek hemen telefonumu açtım, karşımda daha önce uyuşturucu kullanmak suçu kapsamında gözaltına aldığımız, baba ve annesi inançlı ve mütevazı bir ailenin oğlu olan Murat isminde uyuşturucu bağımlısı bir kişi beni arıyor ve yardım istiyordu. Tek bir cümle ile Merkez Cami tuvaletinde olduğunu ve “ölüyorum abi kurtar” demesi üzerine panikledim. Kısa bir durum muhakemesi yaptım. Şimdi ekibimize haber versem geri dönüp resmi araç personel almaya kalksam yarım saat geçer diye düşündüğümden ötürü hiç beklemeden Merkez Cami’ye hızlı bir şekilde hareket ettim. Bu sırada da yoldayken ambulansı aradım ve adresi verdim. Çok seri bir şekilde adrese gelmiştim. “Murat beni aradıysa mutlaka önemli bir şey olmuştur” düşüncesi beni yiyip bitirirken caminin  tuvaletlerini tek tek gezdim. Namaz saati olmadığından birçok tuvalet boştu. Bir taraftan da Murat diye bağırıyorum, en sonda bulunan tuvalet kabininde bir tıkırtı duydum ve kapıyı çaldım. Cevap yoktu, seslendim ancak sadece sağa, sola çarpma sesleri geliyordu. Bunun üzerine kapıyı zorladım fakat kapının arkasına düştüğünden dolayı içeri giremiyordum, ama uyuşturucu bağımlıları çok zayıf olduklarından biraz güçlüce zorlayınca kapı yarım açıldı. Murat kendinde değildi, yerde bir serum hortumu,  bir adet enjektör, pipo çakmağı, limon ve birkaç metal kapak duruyordu.


Ben de yılların narkotikçisi olmama rağmen meslek hayatımda çok çeşitli suçlarla karşılaşmıştım  fakat bu şekilde bir vakaya ilk kez karşılaşınca ne yapacağımı bilemedim. Tam o sırada Murat kıvranmaya başlayınca hemen kendisini dışarı çıkartmak için tüm gücümle yüklendim ve biraz sürüklenmesine rağmen dışarı alabildim. Bu sırada 112 ACİL’den arkadaşlar da dışarıda bizleri arıyormuş ve onlara seslenerek gelmelerini sağladım. Hemen  ilk müdahalenin ardından Devlet Hastanesi Acil Servisine hareket ettiler. Ben de onları kendi aracımla takip ederek hastaneye  giderken Murat’ın ailesini aramak zorunda kaldım. Sonucunun ölüm olma ihtimali yüksek olduğundan bu durum artık bir adli olaydan ziyade insani bir olay boyutunu almıştı. Şuuru kapalı olduğundan sorular soramamıştım.


Ailesinin  hastaneye gelmesinin ardından birkaç saat sonra Murat kendine gelmeye başlamıştı. Hastane polisi ifadesini almıştı. Ben de Murat’ın yanına giderek neler olduğunu sorduğumda bana tek tek anlattı.  Birkaç gün önce uyuşturucudan yakalandığında hiçbir bilgi vermemişti ama o süreçte ailesini tanımış ve bir sorun olursa diye telefon numaramı bırakmıştım . Olayın gerçekleştiği gün ve saatte aylardır peşinden koştuğumuz satıcı pozisyonunda yakalayamadığımız, yakalasak dahi kimsenin korkudan ifade vermemesinden ve şikayetçi olmamasından dolayı delil yetersizliğinden serbest bırakılan  “Memo”  kod adlı satıcı o gün Murat’tan para almadan yeni bir mal getirdiğini ve  bunu denemesini istemiş. Murat maddeyi alıp kendine enjekte edeceği bir alan aramış ve havanın çok yağışlı olmasından dolayı cami tuvaletine giderek orada serumda kullanılan hortumu koluna bağlamış, limonla maddeyi incelterek metal kapakta ısıtıp hazırladıktan sonra enjektörle kendine damar yolundan enjekte etmiş . Fakat ileri derecede bağımlı olmasına rağmen, maddenin miktarı saflık derecesi yüksek oluşundan komaya girmiş. Bu sırada sürekli koma halinde iken tek düşündüğü şey ise daha sonra ifadesinde belirttiği üzere “ölürsem en azından cesedim yakışıklı ve düzgün olsun”muş. Uyuşturucuyu ona satan “Memo” kod adlı satıcının, maddeyi onun üzerinde denemek üzere verdiğini ve bundan ötürü şikayetçi olacağını ifadesinde belirtince hemen harekete geçtim ve oradan ayrıldım. Amirlerimle konuyu paylaşınca Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı  ile bölgenin en tehlikeli madde satıcısı olan “Memo” kod adlı kişiyi aldık ve tutuklandı.

Bu anlatmaya çalıştığım olayda uyuşturucu satıcısı, toplum ve kullanıcı ilişkisi ile adli sonuçlara varan süreç anlatılmaya çalışılmıştır. Ne yazık ki pek çok olay, başıma bir şey gelir korkusu ile şikayetlerin geri çekilmesi nedeniyle adli yaptırıma varmadan sonuçsuz kalıyor. Böyle olunca da zehir tacirlerine gün doğuyor. Bu konuda bilinçlenmek için her zaman polisle iş birliği yapılmalı ve insanlar bilinçlendirilmelidir.


Bağımlılık nedir?
Bağımlılık, bir maddenin yaşamı ve sağlığı olumsuz etkilemesine rağmen kullanımına devam edilmesidir. Bağımlılığın bir diğer özelliği de, kullanmaya başladıktan sonra kişinin kendisini sevk ve idare edememesidir. Örnek: artık sen, sen değilsindir. Normal bir insan yangın çıkmış bir kapalı ortamdan dışarı kaçması kurtulması gerekirken, anormal insan  kapalı ortamda oturmaya yanmaya devam eder, zevk almaya bakar, yani kısacası bile bile lades der. 

Beyin hastalığı ve bağımlılık ilişkisi

Madde bağımlılığı bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık yapan maddeler, özellikle ilk denendikleri dönemde uyuşturucu değil uyarıcı etki yaparlar. Uyuşturucu bağımlılığı ilk planda  kokain ve amfetamin gibi uyarıcı maddelerin bağımlılık yapmayacağı izlenimini vermekte ve bu durum uyarıcıları deneme kararsızlığı içindeki kişileri aldatmak için kullanılmaktadır. Örnek: Piyasada leblebi gibi satılan cinsel gücü artırıcı uyarıcı haplar ve hali hazırda bazı yasal asitli  içeceklerin içerisinde bulunan maddelerin formüllerinin bilinmemesinden ötürü bağımlılık yapıcı materyallerin olduğu iddia edilmektedir.  


Bağımlılığın sebepleri

Bağımlılığın davranışsal, sosyal, biyolojik ve genetik sebepleri vardır; ancak hiçbir neden bağımlılığa tek başına bir etken olamaz. Kişinin ruhsal özellikleri, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, maddeye ulaşılabilirlik, aile yapısı, toplumsal çevre ve kültürel özellikler kişinin madde kullanmaya başlaması ve bağımlılığa dönüşmesinde en önemli etkenlerdir. Biz şimdi  maddeye ulaşılabilirlik konusunu irdeleyelim.


Bağımlılık  Yaşı
Türkiye’de 2000 yılından sonra yapılan bir araştırmada bölgesel faktörler göz önünde bulundurularak ilköğretim çağındaki çocuklar ele alınmıştır. Bu ve benzeri çalışmalar neticesinde çok korkunç sonuçlar ortaya çıkmıştır. Buna göre 8 ile 10 yaşlarına kadar bağımlılık yaşının indiği ortaya  çıkmıştır. 

Bağımlılık nasıl ilerler?

Bağımlılık bir kısır döngüdür. Kişi önce maddeye karşı merak duyar, ama aynı zamanda da maddenin etkilerinden korkar. Eğer merak korkuyu yenerse “Bir kereden bir şey olmaz.” diyerek kullanmaya başlayan kişi bir kere denedikten sonra asla kullanmayacağını zanneder, fakat beklenen son gelmez.


Maddeyi kullanmaya devam ederseniz beyninize neler olur?

Kişi uzun süreli madde kullanımı sonunda kendisini bitik, ölü ve depresif hisseder. Daha önce kendisine zevk veren şeylerden haz alamaz olur. Artık maddeleri sadece dopamin işlevini normale döndürmek için almak zorundadır. Bu noktadan sonra kişiler, dopamin yükselmesi oluşturmak için, ilk aldıklarından daha fazla miktarda madde kullanmak zorunda kalır.


Madde bağımlılığı sosyal yaşamı nasıl etkiler ?

Madde bağımlılığı yaşamdan keyif almayı engeller. Aynı zamanda yeni bilgiyi öğrenme, kaydetme ve hatırlama yetilerinde de bozukluk gelişmektedir. Tekrarlayıcı ve aşırı dopamin salınımı doğal ödüllendirici olarak bilinen ve normal şartlarda kişiye keyif veren yemek yeme ve sanattan-müzikten keyif almasına da engel olur.


Aileler madde bağımlısı çocuklarıyla nasıl bir iletişim kurmalı?

Çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmak ve konuşmak için ikiniz için de uygun bir zaman seçin. Nasıl bir konuşma yapacağınızı konuşmadan önce planlayın, onunla konuşurken sakin ve sabırlı olun, duygularınızı, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı kontrol edin, kendinizi kontrol edemeyeceğinizi düşünüyorsanız konuşmayı erteleyin ve onu anladığınızı gösterin.


Uyuşturucuya başlama sebepleri :

Yeni tip uyuşturucuların yayılması ulaşılmasının kolay olmasından kaynaklanmaktadır. Kısacası buna kolay ulaşma sendromu diyebiliriz. Aile içi şiddet, baskı, duygusal ve platonik aşkların dışa vurulamaması, eğitim öğretimde başarısızlık , özenti, çevrenin etkisi gibi çoğaltabileceğimiz sebeplerden ötürü  uyuşturucu maddelere başlama basamağını oluşturmaktadır.


Kolay ulaşılan Uyuşturucular:

Bu uyuşturucular, evimizde bulundurduğumuz kolay temin edilebilir temel ihtiyaç maddelerinden elde edilmekte ve kullanılmaktadır. Bunların başında evde kullandığımız ocak gazı (doğal gaz ve lpg), çakmak gazı, deri yapıştırıcısı, bali, yağlı boya inceltici, tiner ve  kadınların tırnak ojelerini silmeye yarayan aseton gibi maddeler gelmektedir.


Zehrin zengini fakiri olmaz

Uyuşturucu kullanmanın ekonomi ile bir ilgisi yoktur. O zehrin zengini fakiri olmaz, sadece kullanılan uyuşturucunun  cinsi, markası, kullanma şekilleri ve mekanı değişmektedir. Bununla ilgili bir kaç kötü örnek vermek gerekirse, topluma mal olmuş bazı sanatçılar da  madde bağımlısıdır, bunu bir adım öteye götüreni veya gizli gizli evinde kullanarak günlük dozaj  ihtiyacını alan birçok ünlü kişi de mevcuttur. Sebebi açıklanamayan ölüm olaylarının birinci sırasında uyuşturucu ve uyarıcılar gelmektedir.

Uyuşturucuya meslekleri gereği kolay ulaşma sendromu

Meslek guruplarını incelediğimizde uyuşturucuya ulaşması kolay görevlerin başında sırasıyla polis, jandarma, sahil güvenlik, gümrük görevlileri, kimyagerler, ilaç sanayinde çalışanlar geliyor. Bu tarz mesleklerde çalışan insanların bu konuya daha büyük önem vermesi ve uyuştuucudan daha da çok kaçınması gerekiyor. Bu gibi görevlerde bulunanların ne kadar  kritik ve fedakar görevler yaptığını da unutmamalıyız.

Meslek hayatımda bu olaylardan ötürü bir çok acı tatlı hikayeler ile karşılaştım. Mesleğimiz gereği emekli olsak dahi gördüğümüz, yaşadığımız, ünlü,ünsüz kişilerin olaylarını  bu kişilerin isimlerini vermeden konuları aktarmak kötü olaylardan ders çıkartmaya yarayacaktır. Bu yazı dizisi ise aileden eğitim kurumlarına bir rehber oluşturmaktır. Biz toplum olarak hep birlikte ekonomiye ve çevremize ayırdığımız zamanın onda birini ailemize ve çocuklarımıza ayırdığımızda bu toplum yeniden temiz, saf  ve istenilen ölçülerde filizlenecektir.

Bir sonraki yazımda uyuşturucunun birinci basamağı olan cinsel gücü artırıcı, enerji verici ve vücut geliştirici diye piyasada satılan sahte uyarıcılar  (viagra, cialis, sildegra, sildenafil, gingobil, spirulina, kafein ve protein takviyeleri) gibi kimyasal, sentetik ve bitkiselleri  ele almaya, toplum yararına araştırıp yazmaya çalışacağım.


Kalın sağlıcakla.


Mustafa DEVREME

Mesut MARAL
02 Haziran 2017 Cuma 19:31

Dostum kitabın ne zaman çıkıyorTebriker

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ