21 Temmuz 2019 Pazar 14:55
 
Öncekiler Sonrakiler

25 MART 1912 ‘ DE NE OLDU?

22 Mart 2017 Çarşamba 10:05

Tanzimat Fermanının ilanından sonra “Devlet-i Aliyye”  yani Osmanlı İmparatorluğumuzda baş gösteren , ayrılıkçı düşünceler, 1908'de ikinci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte rahatsız edici davranışlar halini aldı.


Devletimizin içindeki etnik ayrılıkçılar bir bir ayaklanmaya, devleti parçalamaya yöneldiler. Bunların önüne geçmek için Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi siyasal akımlar geliştirilip uygulamaya konuldu ,fitnenin ateşini yakan, imparatorluğumuzu zayıflatmak için son 200 yıl “daha büyük” çabalar harcayan emperyalist haçlı güçleri ve içerideki işbirlikçileride boş durmuyordu.


Maalesef bu çözüm yolları tüm iyiniyetli gayretlere rağmen birlik ve bütünlüğümüzü korumaya yetmedi.

İktidardaki İttihat ve Terakki Cemiyeti , Milliyetçi bir görüşü temsil etmekle birlikte ne siyasi istikrarı sağlayabiliyor, ne de ayrılıkçı faaliyetlerin önüne geçebiliyordu. Bu durum, ülkenin dertleri ile ilgilenen genç aydınları derinden üzüyor, onları ülke ve millet sorunlarına çareler aramaya yöneltiyordu.


Bu sorun ve dertleri yalnızca aydınların bilmesi yeterli değildi. Bütün Milletimizin ilgisini çekmek , sorunun büyüklüğünden haberdar etmek  gerekiyordu.


Fakat İmparatorluğumuzun temelini oluşturan Türk toplumu , milli kimliğinden habersiz yaşıyordu , Öyleyse onlara kimliğini ve benliğini tanıtacak, milli duygularını canlandırıp harekete geçirecek , Milli ruhu uyandıracak bir yapı kurulmalıydı.


Düşmanın emellerini , üzerimizde oynanan oyunları anlatacak , yaklaşan tehlikelere karşı alınacak tedbirler hakkında çalışmalar yapacak , kırımda , balkanlarda , kafkasyada yaşanan sürgün ve soykırımdan bahsedecek , Ermenilerin , rumların planlarından haberdar edecek bir yapılanmaya ihtiyaç vardı.


Haçlı donanmasının istanbulu işgal etmek üzere hazırlandığını , ilk hedefin Çanakkale olduğunu bilenlerin bir araya toplanması , islam beldelerine aydınlar gönderilerek , oralarda yaygınlaşan antiosmanlıcı söylemlerle İngiliz misyonerler tarafından , müslümanların daha fazla kandırılmasını engelleyecek fikir adamlarına ihtiyaç vardı.


Emperyalist devletlerin , haçlı zihniyetinin kendi aralarında pay ettikleri yıkılmasına kesin gözüyle baktıkları bir imparatorluktan , bir ulus devleti kurulabilmesi , bayrağın inmemesi ezanın susmaması için , Türk topraklarının sömürgeleştirlmemesi için varlığını Türk varlığına adayan genç subayları milletiyle bütünleştirecek bir yapıya ihtiyaç vardı.


Siyasi görüş , bölge , mezhep yada fikir ayrılıklarını yok sayıp , mevzu bahis vatandır , gün “amasız fakatsız ve lakinsiz” birlik günüdür diyecek bir yapıya ihtiyaç vardı.


İhtiyaç vardı gereği yapıldı , 25 mart 1912 yılında Türk Ocakları resmen kuruldu. Ve bugün Müslüman Türk Milletine hizmet ile geçen 105.yılının onurunu yaşıyor.


Hamdolsun ….
Türk Ocağı Herkesin en ocağı ülküsüyle , yurt çapında 85 şube ile Milli Manevi değerleri yüksek nitelikli , vasıflı , ahlaklı , alanında uzman, bilinçli , sorgulayan  , üretken gençler yetiştirmeye devam ediyor.
Selam ve dua ile.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ