06 Aralık 2019 Cuma 00:10

BİZİM YÜZÜMÜZDEN!

24 Eylül 2019 Salı 13:00

 

Siyasetçiler eleştiri aldıklarında!

Partisinden de, atadığı kadrosundan da önce seçmenleri sahip çıkar!

Sanki birini seçmek, oy vermiş olmak, hatalarına da ortak olmakmış gibi!

Bu yüzden, çoğu zaman küçük yerel olaylar o siyasi hareketin geçmişiyle ve önceki uygulamaları ile bağdaştırılarak, iyice içinden çıkılmaz bir hale getirilir.

Taraftarların kararlı mesajları manşetlerde ve sosyal medya hesaplarında yerini alır.

Asla yalnız yürümeyeceksin veya Dik dur eğilme!

Aslında eleştirileni biraz rahat bıraksak, biraz yalnız yürünse, kendiyle ve yaptığıyla baş başa kalsa daha faydalı olur.

****

Akıllı başlı herkes, bu sloganların büyük oranda içinin boş olduğunu, toplumun o anki, sahiplenme, taraftar olma, yenilmeme ve varlığından haberdar edip gündemde kalabilme ihtiyacı ile ilgili olduğunu bilir.

Yani, farzı misal bu sloganla sahip çıkılan siyasetçinin başı derde girse ve dese ki!

Haydi beraber çileye zorluğa doğru fedakarlıklar yaparak birlikte yürüyelim, beni yalnız bırakmayın, beni dik tutun, vur diyeyim vurun, öl diyeyim ölün! Dese!

Emin olun, çoğunluğun “anında” çok geçerli mazeretleri ve işi çıkar.

****

Nasrettin hoca ile Timur arasında yaşandığı iddia edilerek anlatılan fil meselesi ve buna benzer yaşanmış örnekler, gülünmesi gereken komik birer hikaye değil! Derin derin düşünülmesi gereken “bu topraklarda yaşayan insanların” sosyolojik bir gerçeğidir.

****

 

Sevgili okuyucular!

Medenileşebilmek için öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki!

Eleştiri! Düşmanlık veya hakaret değildir.

Seçtiğimiz ve taraftarı olduğumuz kişilerin uygulamalarını övme hakkımız olduğu gibi, eleştirme, beğenmeme, hatta tenkit etme hakkımız da var.

Şayet eleştirilen kişi haklıysa, kendini savunabilecek aklı ve imkanı zaten vardır!

Bence, bu kıyasıya ve gereksiz savunma durumu, sevdiğimiz taraftarı olduğumuz kişilere iyilik sayılmayacağı gibi, daha fazla hata yapmasına neden olacağından, kötülük bile sayılabilir!

****

Yardım isterse elbette isteyen eder, ama daha kendi muhakemesini yapmadan, acaba gerçekten yanlış yapmış olabilir miyim diye düşünmeden sergilediğimiz aşırı sahiplenici tutum, düşünmesine engel olabileceği gibi, yeni ve daha büyük yanlışların içine de itebilir!

Herkes bana bu kadar körü körüne sahip çıkmışken ben de, aaa evet hatalıymışım özür dilerim dersem olur deyip!

Hatasında ısrar eder!

Ki bu durum aşağı yukarı her siyasi partide de, oluyor….

Bu sefer, her hatası sahiplenen siyasetçi, hatalarını marifet sanıp bir zaman sonra ucu sevenlerine de dokunan ve telafisi olmayan daha büyük yanlışlar yapıyor!

Sonra istediğin kadar döv dizlerini, koşarak kaçacağımız çöl, gül bahçesi olmayacaktır asla

Misal!

Misal’ e girersek içinden hiç çıkamayız, binlerce örnek verebiliriz de faydası olmaz…

Zaten herkes her şeyi çok iyi biliyor, zaten bu yüzden bu hallere gelmedik mi, ne kimse bilmediği bir şey olduğunu kabul ediyor, ne de bir şey bilenin bilgisine itimat ediliyor!

Bu yüzden de gün geçtikçe Devlet Adamı dediğimiz insanların sayısı azalıp eleştirmeyen, itiraz etmeyen, üretmeyen Partinin Adamı, Kadronun Adamı, Adamın Adamı kavramları rağbet görüyor.

Siyasetçiler de haklı olarak umumiyetle öylelerine rağbet ediyor, yani demem o ki bir şeyler ters gidiyorsa BİZİM YÜZÜMÜZDEN.

Çarşamba günümüz Çarşamba olsun.

Selam ve dua ile…

Yagar sa yamur yagar

ZİYA POLAT
25 Eylül 2019 Çarşamba 14:21

Cuma ya iki gün kraldı kutlama serbest çarşamba ve perşembe kizma sa Be doğru bildiğim birine oy veririm fakat askerî ücreti belirleyen ler kızmaz sa yaz günü kar olmaz yağar sa yağmur yağar ben zaten ıslan mışım

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ