12 Kasım 2019 Salı 10:09

BUDA MI DOÇENT OLMUŞ!

14 Ekim 2019 Pazartesi 19:12

 

Bırakın yeteneği!

Hevesi-Hedefi dahi olmayan kişilerleeğitim sistemimizdeki sorunları çözemeyeceğimizi, ben bile biliyorum da!

Devletimizi yönetenler bilmez mi, bilir elbet!

Bilir de, niye bu gidişe dur demez, neden önemli görevlerde ehil olmayanların yer ve kürsü işgal etmesi engellemez!

İşte onu bilmiyorum!

****

Hayatın akışı içerisinde pek çok meslekten, insan ile tanıştığım gibi, türlü vesileler ile eğitimciler ile de tanışıyorum, hocam nerede görev yapıyorsunuz diyorum!

Doçentim diyor!

Dinliyorum, gözlemliyorum, bazısından büyülenip yeni yeni şeyler öğrendiğim gibi!

Bazısı hakkında da!

Vay arkadaş, Bu da mı doçent olmuş!O değil de nasıl olmuş!

Diye hayret ediyorum.

Tabi burada doçent lafın gelişi, örnek verebilmek için,

Okutmanından, öğretmenine, araştırma görevlisinden profesörüne kadar her unvan’ danboş, bom boş insanlar olduğunu, gelişmiş ülkelerden birinde olsalar, her hangi bir eğitim kurumunda kesinlikle iş bulamayacaklarınıdüşünüyor, ülkem adına üzülüyorum.

Hani derler ya, yarım hoca dinden yarım doktor candan eder diye, yarım bile olamayan eğitimciler bize neler ediyor!

Varın gerisini siz düşünün.

****

Özellikle eğitim camiasından olan, okullarda, üniversitelerde görev yapan benim ayda yılda bir karşılaştığım bu insanlarla her gün karşılaşanlar, karşılaşmak zorunda kalanlar, meslektaş olmak zorunda olanlar, eminim beni daha iyi anlıyordur.

Hele mesleğine hakim olmayanlar bir yana iki lafı bir araya getiremeyen, kendini ifade edemeyenleri görünce!

Yazık bunların öğrencilerine diye geçiriyorum içinden.

Ve tahmin ediyorum ki ya bir cemaat, ya bir tarikat, yada bir siyasi güç ile o unvana sahip olmuş!

Ayakkabı numarasına varana kadar yazılmış ilanlar ile kadro bulmuşlar!

İşte ben buna isyan ediyorum.

****

Ama bu kötü gidişe sadece isyanım değil, çözüm önerim de var!

Hani hızlı solcuların güzel bir sloganı var ya, Tam bağımsız Türkiye diye, hah işte aynen o misal önce TAM BAĞIMSIZ ÜNİVERSİTELERİMİZ olmalı.

Siyasetçinin “kesinlikle” müdahale edemeyeceği, bilimin özgür olduğu bir ortam tesis etmeliyiz!

Hani bir fakülte kadro ilanına çıkıyor, almayı kafaya koyduğu kişiyi anlasın anlamasın öyle yada böyle alıyor akademisyen yapıyor ya!

İşte bunu yapamaması lazım.

Öncelikle bu adam kayırmaya müsait yöntemin kaldırılması lazım.

****

Yapacaksın YÖK bünyesinde merkezi ÖSYM eliyle bir sınav, herkes kendi dalında girecek sınavına, öyle sınavdan sonra mülakat vs’ de olmayacak, herkes hakkına razı olacak, alacak puanını başvuracak hangi üniversitenin hangi bölümünde görev yapmak istiyorsa oraya!

Puanı yetiyorsa başka bir referans da aranmayacak.

Bakın bakalım beyin göçü diye bir şey kalıyor mu?

Kafası çalışan bir çocuk, arkasında bir torpil olmadan, akademik kariyer yapabileceğini bilirse, bir şey bulup geliştirdiğinde imkan tanınacağını bilirse, neden gitsin yurt dışına!

Öyle ya sistemi düzgün kurgularsan!

Birde, ilk bine, ilk on bine giren bir bilim adamı olacak kadroların başına ilk1.000.000’a zar zor girmiş biriniidareci yapıp üretmesine de engel teşkil edemez, konsantrasyonunu da bozamazsan, gör o zaman gelişmeyi!

****

Ama böyle olursa, İktidara yakın bir arabeskçi, siyasi çevresini ve ya şöhretini kullanıp bir yakınına kadro alamaz!Baştan söyleyeyim.

Böyle olmayınca ne oluyor!

Almanya da bir Türk Doktor şunu başardı! Amerika da bir Türk Doktor şunu buldu!Nasa’ da bir Türk Doktor vs. vs…

Buradan Avrupa ya giden çocuklarımız orada torpille mi unvan kazanıyor!

Öyle bir sistemimiz olsun ki, bakanlarımız yurt dışında başarı kazanmış bilim insanlarımızı arayıp seni kutluyoruz, seni ilk fırsatta ülkemizde misafir etmek istiyoruz demek zorunda kalmasın, zaten o bilim insanı o işleri kendi ülkesinde yapabilsin.

Zor amaimkansız değil.

Her şey ancak ve sadece, mülakat ve torpilin kaldırılmasıyla düzelir başka türlü de iflah olmayız, Allah idarecilerimize feraset nasip etsin, amin.

Selam ve dua ile.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ