25 Ağustos 2019 Pazar 11:01

İYİ PARTİ OLMASAYDI!

12 Ağustos 2019 Pazartesi 10:28

Sadece Milliyetçi camianın değil, neredeyse her partinin parti içi sorunlarla boğuştuğu bir dönemdi! İyi Partiyi Türk siyasi hayatına kazandıran süreç.


Hemen hemen her kararı sadece Genel Başkanların veriyor olması, verilen bu kararları sorgulamanın büyük günah sayılması, parti merdivenleri, koridorları ve asansörleri dışında yapılan siyasi çalışmaların yok sayılıp hatta Genel Merkezler dışında STK’larda ve halk ile siyaset yapanların hanesine eksi puan yazılması her şeyi içinden çıkılmaz bir hale sokmuştu.


Şu an partilerinde mevcut konumlarını koruyan pek çok kişi de o zamanlar bir çıkış yolu arıyor, görüşmeler-pazarlıklar yapıyor ve yeni bir oluşuma ihtiyaç olduğunu dillendiriyordu.
Bu durum mecliste gurubu bulunan partilerde olduğu gibi, mecliste gurubu bulunmayan diğer partiler için de aşağı yukarı böyle idi.
****
İşte böyle bir süreçte ateşlendi İYİ Partinin işaret fişeği!
Liderliğe talip olmak lider olmak Türk Milletinde kolay iş değildi, bedel gerekiyordu, badireler atlatılmalıydı, zordu ve öylede oldu.
Başını kararlı bir kadın olan sayın Meral Akşener’in çektiği muhalif hareket, diğer partililerinde dikkatini çekmiş, umudu olmuş, tabanda da önemli destek bulmuştu.
Tabi bu başkaldırıda, sayın Meral Akşener ve arkadaşlarının Kasım 2016 Milletvekili seçimlerinde aday gösterilmemeleri de(!) çok etkili olmuştu(!)
Çünkü, onların yaşadıkları sorunları, kendileri yaşamazken, başkaları yaşıyordu, yani sorunlar yeni değildi(!)


Tabi sayın Akşener’in daha önce sancılı bir dönemde İçişleri Bakanlığı yapmış olması, hatiplik yeteneği, dik duruşu, siyaset ve tarih bilgisi, Meclis Başkanlığı sürecindeki başarısı, arayış içerisinde olan, siyasete yeni girmek isteyen ve “partisinde karşılığı kalmayan” herkesi umutlandırıyordu!


Özellikle adaylık süreci ve partisini olağanüstü kongreye götürme sürecinde yaşadığı mağduriyet(!) tamda lazım olan şekilde cereyan etmişti(!)
Çünkü! Türk Milleti daha önce yeterince mağdur olabilmiş hiçbir siyasetçiyi yarı yolda bırakmamıştı.
Tabiri yerinde ise Türk siyasi hayatına bir güneş doğuyordu ve galiba onun için de parti ambleminde güneşten esinlenilmişti!


Zengin adayların partisi değil(!) üye aidatları ile ayakta duran bağımsız bir parti olacaktı!
İl başkanlarının ve Milletvekillerinin kim olacağını ”üyeler belirleyecek” önlerine konacak ön seçim sandıkları ile demokrasi şölenleri yaşanacaktı.
Anahtar listelere, parti içi gruplaşmalara, adam kayırmacılığa izin verilmeyecek, siyaset yapmak isteyen herkese fırsat verilecekti(!)


Ve artık hiçbir şey Genel Başkanın iki dudağı arasında olmayacak, istişaresiz karar alınamayacaktı(!)


Sandık başlarında eski bilindik taktikler uygulanmayacak(!) kazanan kazanamayan herkes sonuçları açıklanan sandıkların başında kol kola girip şarkılar söyleyecekti “bütün dünya buna inansa(!) birlik olsa hayat bayram olsa” diye…
****
Tabi bu hayal uğruna çok insan ayrıldı davasından, partisinden, birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarından… Gemiler karşılıklı olarak yakıldı. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi, ayrılık süreci özellikle illerde çok sancılı oldu, özellikle yerel basın ve sosyal medya kalpler kırılıyor, ağıza alınmayacak hakaretler ve ithamlar ile yılların dostlukları bitiriliyordu!!!
Maalesef bu siyasi rüyadan erken uyanılmak zorunda kalındı!
Genel Merkez yönetimi ün sırasına göre belirlenmiş, il başkanlarının önemli bir kısmı, genel başkanın ve ya teşkilatçılığı ile ünlü tecrübeli Genel Başkan yardımcılarının eski samimiyetlerine ve bireysel hukukuna göre belirlemişti!
****
Siyasete ilk kez girenler olanları anlamaya çalışıyor, başka partilerden gelenler tepki çekmemek için eleştirilerini kısık sesle veya her toplantı sonrası yaptıkları telefon trafiği ile dile getiriyordu!
Seçim yakın ve istişareye vakit yoktu(!!!)
Genel savunma cümlesi de Genel başkanın bir bildiği vardır(!) şeklinde oluyordu.
Zaten eskiden de öyleydi(!!!)
Yanlış tercih sonucu erken havlu atan İl başkanlarının yerine alelacele yeni yanlış isimler atanıyor, illerde hakimiyet ve güç dengesi kurmaya çalışan eski profesyonel genel merkez yöneticileri üyelerden sabır, hoşgörü ve güven talep ediyordu! Eskiden olduğu gibi(!!!)
Her şey çok güzel olacak umuduyla yola çıkılmıştı bir kere, sanki itiraz etseler ne olacaktı!
Anketlerde %40 a yakın beklenti arayış içerisinde olan seçmenin varlığına rağmen, A’dan V’ye yanlış isimlerden oluşan sıralamalar yüzünden %10 barajına ramak kala bir sonuç anca alınabilmişti!
Diğer partilerde insanları arayışa sevk ettiren, siyasetten bıktıran, yöntem, usul ve bazı isimler burada da çıkmıştı karşılarına!
Türk Siyasi geleneğinde beşer onar lira aidat vererek kolayca birikebilecek yüzbinlerce liralık bütçeler ile partilerini kimseye muhtaç etmeme kültürü pek olmadığı için, parayı veren bazılarının düdüğü çalması da olağan bir sonuç olmuştu.
İçlerine sinmeye sinmeye de olsa razı oldular vekil sıralamalarına!
****
Gerçi daha sonra belediye başkan adaylarının pek çoğu da aynı yanlış yöntemlerle belirlenmiş, mazeret ise “Yeni kurulmuş bir partiyiz istişareye danışmaya, ön seçime vakit yok ve paralı aday lazım!”
Tabi hal böyle olunca, her hafta gazetelerde istifa haberleri ile çıkan “anlık” af yasalarıyla eski partilerine geri dönenlerin haberleri yer almaya başladı!
Birkaç belde ve küçük ilçe hariç yerelde de pek başarı elde edilememişti!
Evet, istişaresiz belirlenen adaylarla yola çıkılmış olması etkili olmuştu bu sonuçlarda da!
Haliyle böyle olağanüstü bir partide sık sık olağan üstü kongre yapmak olağan hale gelmişti yükselen iç seslerin gazını alabilmek için(!)
Ve sonunda artık sabır sabır diye diye ümit besleyen iyi niyetli insanların bazılarının umutları tüketmişti.
Çünkü ne tesadüf ki, yine o eski isimler ve onlara yakın olduğu düşünülen isimler seçilmişti genel idare kurullarına!
****
Evet kıymetli, İYİ partili dostlar!, Lütfen kızmayın, olmayacağı baştan belli idi! Siz görmek ve inanmak istememiştiniz.
Çünkü olması gerekiyordu, umudunuz vardı, umut ettiklerinize ihtiyaç vardı!
****
Evet partiliniz değilim, evet bunlar sizin iç meseleleriniz, evet seçimlerden önce tüm iyi niyetimle tavsiye yazıları da yazmıştım, evet bazı önerileri ve eleştirilerimi mensubunuz olan çok kıymetli dostlarıma birebir sohbetlerde aktarmıştım.
Sizler de temelde atılan yanlış adımlar(!) üst katlara çıktıkça düzelecek demiştiniz(!)
Bende inşallah demiştim(!), hani belki gerçekten istedikleriniz gerçekleşir ve Tüm siyasi partilere örnek olursunuz diye.
İçimden geçmesine rağmen! temel böyle ise üst katları çıkmasanız sizin için daha iyi olur da dememiştim.
Evet partiniz yeni, partiniz yeni ama izlenen yol ve yöntemler ve göz göre göre yapılan yanlışlar eski(!)
****
Ben şahsen, sayın Meral Akşener hanımefendiyi bu güne kadar başarılı kılan ve Genel Başkanlığında yoksun kaldığı “siyasi aklın” rahmetli abisi Nihat GÜRER’ in aklı olduğunu düşünenlerdenim.
Kendisinin karizması, liderlik yeteneği, hatipliği ve bilgisi abisi rahmetli Nihat Gürer’in siyasi tecrübesi ve öngörüleri ile birleşince Meral Akşener, Meral Akşener oluyordu!
Tanıdığım Nihat GÜRER hayatta olsa idi; şu an partinin bu durumda olmasına izin vermez, kardeşinin Genel Başkanı olduğu partiye, mevcut bazı isimlerin değil yönetici, üye bile yapılmasına göz yummazdı.
****
Evet kabul! Yanlışlar vardı ama her şey de yanlış değildi.
İYİ parti, Türk Siyasi hayatına bir sinerji ve canlılık getirdi, daha önce siyasette olmayan çok değerli insanları tanımamıza vesile oldu, söylenmesi gereken bazı güzel sözleri söyledi, muhalefeti canlandırdı, bazı sivil Toplum kuruluşlarının tekrar hareketlenmesine yol açtı, eski partisinde bir daha milletvekili olma şansı kalmayan “aslında mecliste iken de zaten pek bir faydası olmayan” bazı kişilere tekrar meclis yolunu açtı vs., vs. …
Ama hepsi bu kadar. Bence daha ötesi yok.
Sayın Meral Akşener’in yaşını! Nihat GÜRER tecrübesinden yoksunluğunu ve ondan sonrası için GİK dedikleri listedeki isimleri düşününce, partinin kuruluşunda siyasi bedeller ödeyen zaman ve para harcayan, samimi pek çok iyi ismin öyle yada böyle uzaklaştırıldıklarını küstürüldüğünü düşününce!
Ya çok geç kalmadan Meral Hanım başınızda iken bu gidişe çözüm bulmanızı yada enerjinizi, tecrübenizi zamanınızı ve paranızı ziyan etmeyerek vatansever sivil toplum kuruluşlarında değerlendirmenizi tavsiye ediyorum, en azından sevap işlersiniz.
****
İçimde uhde kalmasın son bir şey daha söyleyeyim!
Ben; İYİ Parti yanlış yöntemlerle kurulmasaydı ve bazı yanlış isimler orada yetki ve siyaset imkânı bulamasaydı! bu günlerde daha büyük bir siyasi zenginliğe siyasi güce ve enerjiye dönüşürdü diye düşünüyorum.
Bazen bir üst akıl tarafından biriken enerji diğer siyasi partilerin varlığı için risk oluşturmasın uzun bir zaman kimse bulunduğu yeren şikâyet edemesin otursun oturdukları yerde diye çaktırmadan müdahale edilmiş olabilir diye de düşünüyorum ya… Neyse!
Hani derler ya Vatan Sağ olsun, her şey olacağına varır, nasip böyleymiş.
Son olarak belirtmek isterim ki; siyasi partiler yasası değişmediği, Yeni kurulan partiler de eski usuller ve eski profesyonel siyasetçiler tarafından yönetildiği, partilerin üye aidatı yerine devlet desteği, Ortak akıl, ön seçim yerine, birkaç kişinin tasarrufu ile yönetildiği sürece her hafta sonu kongre yapılsa ne olur, yapılmasa ne olur(!) Maalesef hiçbir şey düşünüldüğü gibi İYİ olmaz, olsa iyi olur ama görüyorsunuz olmuyor işte…
Kafanızı şişirdim, hakkınızı helal edin.
Kurban Bayramınız da mübarek olsun,
Selam ve dua ile.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ