24 Mayıs 2019 Cuma 19:17
 
Öncekiler Sonrakiler

O DİREĞE SAKIN VURMA!

16 Ekim 2018 Salı 10:00

17 Ağustos depreminden 2 yıl sonraydı, nişanlanalı 2-3 ay kadar olmuştu.
Eşimin ailesi, deprem riski geçene kadar kullandıkları barakalarını yıkmaya başlamışlardı!
Eşimin abisi ve öğretmen olan amcası el becerisi olan sabırlı ve yetenekli insanlardı, eldeki imkanlarla pek çok ustanın yapamayacağı kadar kullanılışlı ve estetik bir baraka yapmış, aylarca o baraka evde güven içerisinde yaşamışlardı.
Aynen o barakayı yaptıkları sabır ve titizlik ile barakayı çevreleyen tahtaları yumuşak keser darbeleri ile zarar vermeden çıkartıp istifliyor, eğilen çivileri düzelterek çivi kutusuna özenle geri koyuyorlardı!
****
    Ben marangoz Esfendiyar ustanın torunuyum yanında çalışmışlığım var elim keser tutar, isterseniz yardım edebilirim dedim! Yanlarına giderek.

•    Sağ ol damat! biz birazda oyalanmak için yavaş yavaş söküyoruz, zaten çok sürmez 2-3 saate söker belki tekrar lazım olur diye söktüğümüz tahtaları ve çivileri kutulayıp kaldırmış oluruz, hem sen üzerini yok yere kirletme, zahmet vermeyelim, sen balkona geç kayın validen bir şeyler ikram etsin dediler.


Birbirimizi yeni yeni tanıdığımız için, asla vazgeçmeyeceğimi tahmin edemediler, nerden bilsinler!
Yetenekli ve çalışkan bir damatları olduğunu göstermek için bundan daha iyi bir fırsat da olmazdı!
Sohbet esnasında gözüme kestirdiğim bir keseri alır almaz daldım barakanın içine!
-    Zahmet olur mu hiç! hem bende artık aileden sayılırım, benim de bir faydam dokunsun dedim!
Onların 8-10 yumuşak darbe ile zarar vermeden söktükleri tahtaları ben tek vuruşla yerinden etmekle kalmıyor! Aynı zamanda tahtayı bir yana çiviyi bir yana savuruyordum.
Durumun vahametini sezen eşimin babası bana seslenerek!
•    Damat arkandaki o direğe sakın vurma diye sıkı sıkı defalarca tembihledi.

-    Merak etme baba ben marangoz Esfendiyar ustanın torunuyum az çok anlarım desem de endişelendiği her halinden belliydi.
-    Bir yandan tahtaları darmadağın ederken bir yandan da biz 3 erkek kardeşiz diğer ikisi de benimle gibi maharetlidir, onlar burada olsa bu barakanın 5 dakikalık işi ya var ya yok derken!
-    Kayın babam tekrar seslendi!

•    Damat arkandaki o direğe sakın vurma!
Eşimin abisi ve amcası tahta sökmeyi bırakmış endişeli gözlerle beni izliyorlardı!
Ne direkmiş arkadaş! Gözümün önünde ki tahtaları halledeyim sıra ona da gelecek diye içimden geçirirken çatı kısmında onlarca tahtayı bir arada tutan kalın bir direk ilişti gözüme!!!
10 tahtaya tek tek vurana kadar şu direğin dibine bir asılayım hem zamandan hem enerjiden kazanırım dedim! ve dediğim gibi yaptım.
Yaradana sığınıp öyle bir vurdum ki direğe! keserin direğe feleğini şaşırtmasıyla bütün barakanın başıma çökmesi bir oldu.
****
Eşimin babasının sesini duydum üzerime yıkılan barakanın altında!
Damat vurma demedim mi, o direk taşıyıcı direk! ona zarar verirsen bütün yapı üzerine çöker diye!
Evet beklenen olmuştu!
Bir daha kullanılamaz hale getirdiğim tahtalara verdiğim zarar bir yana, yerle bir ettiğim o direk ile sarmaş dolaş olmuştum. Üzerimize çöken çatının altında!
Her çatıyı ayakta tutan korumamız gereken bir ana direğin olduğunu acı bir tecrübe ile öğrenmiştim.
Tıpkı Devletimizi ayakta tutan ve gözümüz gibi korumamız gereken Adalet sistemimiz gibi!
Öyle ya! kurduğumuz koskoca 2 cihan imparatorluğu Selçuklu ve Osmanlının hukuk ve adalet sistemleri zarar görmeseydi yıkılır mıydı ki!
Tıpkı koskoca Roma İmparatorluğunun yıkıldığı gibi!
Acaba o imparatorlukları yönetenleri de uyaran olmuş muydu “O direğe vurma” diye!
Kim bilir! neyse öylesine aklıma geldi de laf olsun diye sizlerle paylaşayım istedim…
Çarşamba günümüz de mübarek olur inşallah, selam ve dua ile.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ