26 Eylül 2017 Salı 19:31
 
  • 3,549 TL

  • 4,178 TL

  • 148,50 TL

  • 103.929

Öncekiler Sonrakiler

TÜRKÇÜLER, TURANCILAR VE FETÖCÜLER!

31 Mayıs 2017 Çarşamba 10:00

İki onurlu unvanın yanına, en az 30 yıldır şüphe ile baktığımız 2000’li yıllardan beri de Devletimizi ve Milletimizi, olası hain emellerine karşı “ağır eleştiriler alsak dahi” vazgeçmeden uyardığımız, istihbarat örgütlerinin kucağındaki bir terör örgütünün ismini, yan yana yazdığım için özür dilerim.


Tabi bu bir zamanlar abiler, şimdi adiler muamelesi gören bu yapılanmanın mensuplarının yakalanıp cezaevine konulan alt , orta ve üste yakın kademelerdeki zanlı ve faillerin içeriden çıkabilmek, tekrar eski yağlı ballı hileli, ihaleli işlerine geri dönebilmek için her türlü onursuz yola başvurduklarına hepimiz şahit olduk.


Bu hainler güçlüyken de milleti birbirine düşürdükleri gibi, 15 Temmuz’dan sonra suçluyken de aynısını yapmaya, süreci sulandırarak masumların mağdur olmasını sağlamaya devam ettikleri görülüyor. Bunların hapis yatanı da sorun, şartlı salıverileni de sorun, yakalanmamak için bukalemun gibi renk değiştireni de sorun, yurt dışına kaçanı da sorun teşkil ediyor.


Süreç devam ederken, Vallahi haberim yoktu! biz abilerle namaz kılıp haksız yollardan elde ettiğimiz mevki makam ve haram ganimetler ile, yandaşlarımıza kazandıracağımız sınavların hileleriyle huşu içerisinde yaşıyorduk , diyeninden tutun da birbirini satıp, etkin pişmanlık yasasından faydalanarak TV’lere çıkıp bir zamanlar adını salavatla andıkları hoca efendi diye ağladıkları selamlar yolladıkları haine, biz bir zamanlar fetöyleyken diye başlayan anılarını kitaplaştıran , “ihtilalin konseyinde adı olduğu halde ! valla biz tabikat sanıyorduk” diyen ne Allah’tan korkmaz, ne kuldan utanmazlar tanıdık.


Arkasında duracakları delikanlı geçmişleri olmadığından olsa gerek , geçmişinin arkasında delikanlı gibi duranına da şahit olamadık.


Hali hazırda yakalanmamış ve ceza almamış olanları malum cemaatin adı geçince galiz hakaretler ederek biz onları adam bellemiştik meğer hainmişler edebiyatı yapanları da ayrı bir komedi konusu olsa gerek, tüm bu riyakarlıkların gelecek nesillere örnek olması açısından ayrı sosyolojik çalışma yapılması gerektirdiğini düşünüyorum.


Acaba birbirleri hakkında “içimizde bir tane bile adam yokmuş!” diyorlar mı çok merak ediyorum doğrusu.

Bir menfaat için kurulmuş, rütbeler mevkiler, makamlar ve servetler vaat eden “sözde dini” yapıların samimiyetsizliğini, yakın geçmişimizde yaşanan binlerce onurlu dava mücadelesinden birkaç örnekle ifade etmeye çalışacağım.


Yakın tarihimizi yaşayanlar ve okuyanlar, sadece Allah rızası, Devlet ve Millet menfaatlerini korumak için ulvi bir davaya inanmış, haksız yere idamla yargılandıkları halde, baş eğmemiş, pişmanım dememiş, her türlü işkencelere maruz kaldıkları halde, ülkülerinden vaz geçmemiş, şehadete yürümüş nice Türkçülere, Turancılara ve Türk Milliyetçilerine şahit oldu.


Bugün beni suçladığınız “Türkçülük ve Turancılık davası şerefle taşıdığım bir davadır.” diyen Hüseyin Nihal Atsız’ı

“Türk’ü sevdim, seveceğim, bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş, hepsi kabul! Türk Irkı sağ olsun.” diyen Nejdet SANÇAR’ı;


“Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, Milliyetçilik yaşar, kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır, zafer her zaman Allah'a inananlarındır.” diyen Şehit Mustafa Pehlivanoğlu ‘nu;


Ömrünün en verimli çağlarını tabutlukta sürgünde geçirdiği halde davasından asla taviz vermeyen Başbuğ Alparslan Türkeş’i;


Hiçbir suçu günahı olmadığı halde işkencelerle dolu 7,5 yıl cezaevinde yatan bir tane dava arkadaşını dahi satmayan, “Ne pişmanlığı ulan, suçlamalarınızı şeref sayarım.” diyen Şehit Muhsin Yazıcıoğlu Reisimizi;


“Bu yolda 20 kişi kalsak da 30 kişi kalsak da mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz, bu şerefsiz bölücü vatan hainlerine üniversitemizi ülkemizi bırakmayacağız.” diyen Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu ve onların dava arkadaşlarını;


Darbeci hainlere ilk darbeyi vuran Şehit Ömer Halisdemir’i, kurşunlara göğsünü siper ederek yüzlerce masumu kurtaran Şehit Fethi Sekin’i ve adını sayamadığımız binlerce kahramanlarımızı saygı, rahmet, minnet ve dua ile anıyorum.


Hayatları ve mücadeleleri ders kitaplarında okutularak gelecek nesillere örnek gösterilmesinin nasıl dava adamı olunur! Hangi değerler uğruna yaşanır ve can verilir kavramının öğretilmesinin en doğru iş olacağına inanıyorum. Gaflet delalet ve hatta hıyanet içerisinde olanları, kendi emellerini işgalci şer güçlerin emelleriyle birleştirenleri teşhir ettiğimiz gibi, gerçek dava adamı kahramanlarımızı örnek göstererek mevzu bahis vatan olunca kendini feda edecek yiğitlerin yetişmesini sağlayalım inşallah. Bu takdirde hakikaten Allah’a adanmışlar ile Allah ile aldatılmışlar belli olacak, İlahi kelimetullah ve  Türk-İslam davası şeref bulacaktır.  

                                                                                               

 Selam ve dua ile….

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ