hyundai
15 Ekim 2019 Salı 13:06

YOL YAKINKEN GERİ DÖNÜN

07 Ekim 2019 Pazartesi 12:58

Osmanlının son dönem siyasi durumunu, yani ülkeyi yöneten parti olan İttihat ve Terakki Cemiyetinin özellikle son dönemini iyi hatırlayın!

Ya da boş verin hatırlamayın, bu gün ile olan benzerlikler sizleri ”vatanseverleri” üzebilir!

Neredeyse her etnik yapıdan her fikirden, her güruhtan vekil vardı, Türkçü, İslamcı, Ermenici yani ne ararsan vardı!

Birbirini bir kaşık suda boğacak durumda olanlar, mecliste yan yana oturuyorlardı!

****

Genellikle birbirleri hakkında kötü sözler konuşur, açıklarını arar ve birbirlerini bölücülük ve ihanet ile suçlarlardı!

Varlığını Türk varlığına armağan eden az sayıda Türk Ocaklı vatansever vekil olduğu gibi, mavli mira, hınçak taşnak, islam teali ve ingiliz muhipleri sevenler gibi zararlı cemiyetlere üye olanlar, yakın olanlar çoğunluktaydı!

Bu yapıyla, bu insanlarla ve bu şekilde yürümesi mümkün değildi ve yürümedi zaten.

****

Türk Ocaklarının kurulmasıyla birlikte yakılan hürriyet ateşi, ittihat terakkinin kapanması ve ardından kurulan yararlı cemiyetlerin gayretleri ile içeriden ve dışarıdan yapılan uzun süreli sinsi saldırılar sonucu yıktırılmış bir imparatorluktan nihayet bir Ulus Devleti kuruldu.

Ordu savaşı kazandı, düşmanı yurttan kovdu ve Devleti bu yararlı cemiyetler kurdu.

Vatana-millete-Dine ve Devlete yararlı cemiyetler.

Yani Türk Ocakları ve ardından kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri.

****

Yeni Devlet, neden ittihat terakki veya başka bir parti eliyle değil de, sivil cemiyetler eliyle ile kuruldu derseniz!

Çünkü; işin içine parti girince siyasi disiplin girebilir, beklentiler girebilir, yarın yeni kurulacak devlette üst düzey görevler alabilmek, yükselebilmek, vekil olabilmek, ve ya daha başka bir şey olabilmek arzusu taşıyanlar, birilerine, bir ekibe koşulsuz itaat etme bağlanma, birlikte hareket etme ihtiyacı duyabilir!

Bu yüzden fikir beyan etmek te söylenmemişi söylemek te “faydalı bile olsa” siyasi gelecekleri açısından sakınca görüp geri duranlar olabilir!

Diye! Yeni Devlet parti eliyle değil, Türk Ocağı ve müdafaa-i hukuk cemiyetleri gibi yararlı cemiyetlerin katkısıyla kurulmuştu.

****

Misal bir insan!

Babasına dedesine annesine ablasına abisine itiraz edebilir, kendi iyiliğine söylenen tavsiyelere, hakkında alınan kararlara bile itiraz edebilir.

Ama aynı özgür davranışı, siyasi bir yapıda kendisinin lehine olmayan bir karar için dahi sergileyemeye bilir!

Boynunu büküp sadakatle riayet etmesi, itiraz etmemesi, kendisinin faydasına olacak gün ve kararın gelmesini beklemesi gerekebilir!

Anne Baba affeder ama, siyaset affetmeyebilir!

****

Ama sivil toplum kuruluşları siyasi partiler gibi aşırı disiplin gerektirmez, konuşmak kolaydır, geçmiş fazla kurcalanmaz, her siyasi görüşten insan bir araya gelebilir, amalar, fakatlar, lakinler çok daha azdır, içte rekabet ya yoktur ya da çok azdır!

Bilgiye ve emeğe önem verilir!

 Partilere nazaran daha demokratik olmaları, fikir yürütebilmenin itiraz edebilmenin, önerilerde bulunmanın daha mümkün olması, büyük avantajdır.

Ve bu avantajlar Devletimiz kurulurken çok işe yaramıştır.

Gelelim son söze ve yazımızın ana fikrine!

****

Yukarı da anlattığım yıl 1919, şimdi yıl 2019 ve yine işler iyiye gitmiyor!

Mecliste her türden her görüşten vekil var, pek çok konuda hem fikir değiller, benzetmek gibi olmasın ama, ittihat ve terakkinin son döneminden çok ta iyi durumda değiller!

Toplumun yararına olan konular dahi, başka bir partinin önerisi olunca ret olunuyor, çoğu konuya ya ideolojik, ya partisel yada duygusal bakılıyor!

Bu arada iç ve dış düşmanlar da boş durmuyor, vs,vs,vs…

Ekonomi de durum ortada, yaklaşan İstanbul depremi ve sonrası da aklı olan vatansever herkesi endişelendiriyor!

Ayrışma dili, ötekileşme gün geçtikçe artıyor, din adamlarına ve hukukçulara olan güven durumu malum ve daha daha…

Yani demem o ki.

Yeniden bir silkelenmeye, yeniden bir ve beraber olmaya, çimento görevi görecek güçlü sivil yapılara ihtiyaç var!

Yani demem o ki!

Ocakların yeniden harlanma zamanı geldi.

Yeniden 1912 ve yeniden 1919 ruhuyla

Yani yeni yeni partilere değil, yeniden Kuva-i Milliye ruhuyla.

Bu ruh başta Türk Ocakları olmak üzere bütün Milli Kuruluşlarda yaşıyor, bende buradan siyasi partilerde görev yapan ve geçmişteki pek çok insan gibi emekleri kısa-orta ve uzun vadede ziyan olması muhtemel vatanseverlere seslenmek istiyorum.

Yol yakınken geri dönün.

Zamanınızı, enerjinizi, paranızı daha fazla heba etmeyin.

Dönün, ve kendinize yakın bulduğunuz cemiyetleri, dernekleri güçlendirin.

Lütfen bu uyarıyı ciddiye alın!

Ülkemiz üzerinde büyük oyunlar oynanıyor, 3. Dünya savaşı ihtimali kapıda, ekonomik depremler falan filan da cabası.

Ülkenize daha faydalı olmak istiyorsanız, şahsi beklentileriniz için olmayacak dualara amin demek yerine, gelin birlikte milletimizin geleceği için hiçbir beklenti içine girmeden GÜR BİR SES İLE amin diyelim.

Falancı filancı zararlı teali cemiyetleri, muhipleri sevenler her zamankinden daha güçlü.

Umut varsa yine yararlı cemiyetlerde var, gelin sizde çok geç olmadan her şeye, her zorluğa rağmen ayakta ve dimdik duran Milli Kuvvetleri, Ocakları, yararlı cemiyetleri güçlendirin.

Amin.

Selam ve dua ile…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

PAYLAŞ KOCAELİ